Translate

4 Aralık 2016

Peynir Mayası Kullanmadan Peynir Yapımı


Annemle ilk peynir denememizi hazır peynir mayasıyla yapmıştık. Sonra öğrendik ki marketten aldığımız peynirden pek bir farkı yok,vazgeçtik. Ama illa vardır bir yolu dedim "Peynir mayasız olmaz" diyenlere inat. Meğer tarif kendi halamdaymış. Bol süt aldığı zaman kendi peynirini kendisi yaparmış, yerken nefis peyniri "Ne mayası yaaa, sirkeyle, limonla yapıyorum ben." Dedi. 


Bir öğrencimin anneannesinden aldığım tarifte de yoğurt suyu kullanılıyordu. Annemle yaptığımız mayasız peynirler çok güzel olmuştu. Sanırım yanımızda annemiz olunca sırtımızı tamamen ona dayama olayımız bazı ayrıntıları kaçırmamıza sebep oluyor. Annemden sonraki ilk peynir denemem olmadı. O yüzden dün ne biliyorsam uyguladım :)
aldığım 5 lt sütün bi kısmını kefir için ayırdıktan sonra yaklaşık 3,5 lt süt hala kaynarken içine kendi yaptığım yoğurttan az miktarda (birkaç kaşık) suyundan (1 su bardağı) koyup karıştırdım. Kesilme tam olmayınca hemen annemin yaptığı elma sirkesinden birkaç kaşık ekledim, yarım limondan az sıktım. Ve karıştırdıkça istediğim kesilmenin alası oldu. Hazır maya ile iki kat sütten çıkan peynir çıktı. 

Kesilen sütün suyunu poğaça yapmak için ayırdıktan sonra geri kalan peyniri babaannemin benim için diktiği kesenin içine koydum. Biraz daha suyunu akıtması için çeşmenin başına astım. 1 saat sonra üzerine tencere koyup tencerenin içine ağırlık yapacak şeyler koyduk, peynirimin kalıplaşması için iyice bastırdım. Ertesi gün öğleden sonraya kadar beklettim. 

Sağlıklı bir peynir yapmak işte bu kadar basit :) bir dahaki sefere çörek otunu keseye koymadan içine karıştıracağım. Hatta otlu peynir bile yapabilirim.. afiyet olsun.


28 Kasım 2016

Küçük Çocuklarla Günlük Program Yapmak


Ela'ma göre oyun, bana göre iyi alışkanlık kazanımı. "Hadi,hadi,yap,et... " demekten sıkılan tüm annelere tavsiye ediyorum. Sabah heyecanla tüm mandalları açıyor ve "Hadi anne kahvaltımı yapayım, bunu kapatacağım sonra." diye başlıyor güne. 


Doğrusu bu program kendim için. Kızımın ihtiyaçlarını unutmamam için. Mesela kefir içmeye bayılıyor, zaten kendisi hatırlatıyor ama polen ya da pekmez vs unutabiliyorum. O yüzden bu programı çizerken kızımla unuttuğum şeyleri düşündüm özellikle. Mesela kitap okudum, etkinlik yaptım kartı ile onun için üşenmeden eğleneceği etkinlikler bakma mecburiyeti oluşturdum kendime. Tatilde tüm gün biraradayken her şeyi yapıyorduk ama okul zamanı bu biraz bozulmuştu. Bu program ikimiz içinde bir uyarı niteliğinde. 

Yatma saati gelmeden hepsini kapatmak istiyor. Zaten odasını ayarladıgımdan beri kendisi toplamak istiyor. Hatta benim eşyalarını yanlış yere koyduğumu söylüyor. Bu programla şimdi istemiyorum ,yarın yaparım olayı çözüldü. Ne kadar sürer diye düşünmeye gerek Yok çümkü önemli olan alışkanlık kazanması, devamında programa da ihtiyacı olmayacak. 

Bu şekilde ilk programını 3 yaşında yapmıştık. Her gece yattıktan sonra su istemesi ya da tuvalete kalkması ile en az yarım saat geçiyordu. Ve bir gün bir elini açıp 5 parmağa bir görev verdik. O 5 parmak bitmeden yatmak Yok dedik. 
1- Tuvalet
2- Dişler
3- Su (ve yanımıza su koyduk )
4- Pijama ( giymek istemiyordu)
5- Dua
Bu sayede hem istemedikleri yapması hem unutabileceklerini unutmamasını sağladım. Bir süre sonra kendisi parmaklarını sayarak yapması gerekeni yapıyordu. Büyüdükçe sorumluluklar artıyor. 


13 Eylül 2016

Expo Antalya 2016


"Sonunda Expo dayız" çığlığı atarken...


Uzun zamandır merak ediyorduk,özellikle Ela'm reklamlarda gördükçe yerinden zıplıyordu.İzlediğimizden,okuduğumuzdan çok daha güzel ama çok güzel bir organizasyonla karşılaştık.

Öncelikle amaç çocukları bilimle ve doğayla buluşturmak.Tüm dünya insanlarını,yaşam alanlarını ve yaşadıkları bölgenin bitki örtüsünü ayrıntılarıyla tanıtmak.Bunların yanında çocukların ilgileneceği birçok şeyi görselliği ön plana çıkararak eğlenceli hale getirmek.

Önce kızımla ben gidecektik sonra dayı ve teyzeyi dahil ettik derken arabada yer varken neden anneanne ve dede kalsın dedik...


Gördük ki Expo sadece çocuklar için değil. Hepimiz çok beğendik,çok iyi vakit geçirdik.

Gitmeden önce bize dediler ki "Harita alın ve gideceğiniz yerlere alan içinde dolaşan araçlarla gidin. Yoksa yürüyerek bitiremezsiniz." 
Haritaya bakınca insan böyle hissediyor ama her şey yanyana. Birinden çıkıp diğerine gidiyorsunuz ve biz hiçbir yeri atlamak istemedik.öğlen 15:00 te girdiğimiz Expo yu gece 01:00 de bitirdik hemde bir kere bile araca binmeden.Ama anladık ki tek bir gün değil,en azından 2 gün ayırmalı ki her şeyi incelemeli,uzun uzun bakmalı hatta okumalı.Aralara koyulan dinlenme yerlerinde oturmalı.Biz gösteri salonlarında bir şey izlerken ya da kızım herhangi bir etkinliğe katıldığında oturup dinlendik.Ve bu saatler arasında vakit geçmesin diye yemek bile yemedik. 

Bu arada Expo etkinlikleri o kadar çok ki aynı anda birçok etkinlik oluyor ve sizin o anda hangisinde olmanız gerektiğini önceden bilmeniz gerekiyor yoksa bir yerde gezerken başka bir yerde seveceğiniz bir gösteriyi kaçırabilirsiniz.Bir de konserleri takip ederek giderseniz sevdiğiniz sanatçıyı da dinlemiş olursunuz.


Giriş ilk resimdeki Expo kulesinin yanından başlıyor. Biz kulenin solundan dolaşmaya başladık yani alanda dolaşan araçların ters istikametinden. Öğle vaktiydi ve bu saatleri kapalı mekanlarda geçirmek istedik. Kongre Merkezi ne girmeden geçtik. Ve bu şekilde bazı sergi salonlarını ve alanlarını da zamanımız kısıtlı olduğu için geçtik. İç mekan bahçelerini merak ettik ama yapılan birkaç bahçenin dışında hepsi bomboştu. 

Türk Hava Yolları Çocuk Bilim ve Teknoloji Merkezi 


En çok merak ettiğimiz yerlerden biriydi çünkü burada sinema var ama ekran tamamen tavanı kaplıyor ve siz kısa filmi yatar pozisyonlardaki koltuklarda izliyorsunuz. Filmin konusu ise uzay ve uzay araçları. Dev ekranda bu görüntüleri 3D ile izlemek ise tek kelimeyle muh-te-şem...



Merkezin diğer bölümlerinde bilim adına ilgi çekebilecek birçok alan var. Hareket eden dinazor ve timsahlar ise kızımın ilgi alanı. 


buradan çıkıp küçük amfi tiyatroya koştuk ki bu arada sucul bitkileri,kurumsal bahçeleri ve değirmeni geçmişiz ne yazık ki göremeden. Gösteriler başlamadan önce sürekli ilan ediliyor ama eğer gösterinin içeriğini bilmeden hareket ederseniz bu kötü (bizim gibi) Tiyatroda Taylant gösterisi izleyeceğiz diye oradaydık ama konuşmalar bitmek bilmeyecek gibi göründüğü için oradan ayrıldık üstelik konuşmalar Tayland dilinde olduğu için hiçbir şey anlamadık. 

Hemen yanımızda kaktüs bahçesi varmış. Annemin en en en sevdiği Çiçek. 


Şu resimde gördüğünüz alanın 1/10 i. Ve artık benim de en sevdiğim Çiçek kaktüs 😊 işte mesela burada yarım saat geçmeliydi,tek tek incelenmeliydi bu çiçekler. Ne yazık ki 5 dk baktık ve geçtik. 

Sabah Şakayık Terası na...


Bir de gezdiğiniz her yeri hem gündüz aydınlıkta hem gece karanlıkta görmeniz lazım. Gece ışıklandırmalar gerçekten harika. 

Bi ara cam köprüden geçmiştik


Aliexpress ten aldıgım kınayı yapmıştım. Bir baktım Expo da herkesin eli kolu kınalı,süslü süslü. Sonra gördüm ki Hintli katılımcılar kendi alanlarında Hint kınası yapıyor hem de 5 liraya. Gerçi ben paketi daha ucuza getirttim.kadın baya ayrıntılı güzel şekiller yapıyor. Biz Beypazarı'nda Ela'mın eline bir basit çiçeğe 5 lira vermiştik...

Oradan geçtik Türk Evleri'ne ve hayran kaldık. 7 bölgenin en güzel evleri burada. Her ev bir lokanta olmuş tabi. Biz içi de ona göre ayarlanmıştır diye düşünmüştük ama içi bildiğin lokanta. Biz de harika dış görüntülerine baktık. 


Bu arada her şeyin resmi yok çünkü arada video da çekmiştim. Videolar da Facebook sayfamız Kızımla Ben' de olacak.


Oradan Gübretaş Tarım ve Biyoçeşitlilik Müzesi ne geçtik. Burada tohumun insanlığın başlangıcından günümüze hatta geleceğe yolculuğunu izledik. Harika bir gösterimdi, inanılmaz görsel desteklerle o salondan diğerine geçerken bu müze için harcanan emeğe saygı duyduk.


Yalnız içerik küçüklerden çok büyüklere yönelikti bence.Ama ışıklar ve sahneler öyle çekiciydi ki küçükler hatta bebekler bile sıkılmadı.

Bu arada yürüdüğünüz her yerde bitki heykeller sizi karşılıyor ama en güzel ve en büyükleri yine çoook merak ettiğimiz Kırumsal Bahçeler de.izlediğimiz bir videoda;"alanı bulunan ülkelerin her biri ülke insanlarının kendileri tarafından yapılmış, hatta içerisindeki bitkiler ve diğer ürünleri ülkelerinden getirdiklerini"söylüyordu. 

Ama önce Torku Çocuk Adası na girdik. Ve sanırım vaktimizin 2 saatten fazlası burada geçti çünkü çocukların asıl uzun uzun vakit geçireceği yer burası. 


Hemen girişte Küçük Ağa dizisinin oyuncusunun oynadığı tiyatro karşıladı bizi. Konu ormanlar ve çöplerin verdiği zararlar. Tiyatro harikaydı,komikti ve bilgilendiriciydi ama Küçük Ağa o kadar hızlı konuşuyordu ki ne dediğini ben bile anlayamadım. Kelimeleri sürekli yutuyordu gerçi hızlı konuşmadığı anlarda da anlaşılmıyordu,çok ilginç. 


Adanın içine birsürü birsürü atölye yapmışlar. Ela'm Hepsine katılmadı,daha çok farklı olanlara katıldı. Bu çalışmalar bittikten sonra Ela'm grup çalışmalarının hepsine katıldı ve hepsinden sertifika aldı. Minik Zanaatkar Sertifikası,Minik Bilim İnsanı,Minik Çiftçi,Minik Madenci. 


Evet burada özellikle şunu söylemek istiyorum, grup çalışmaları çok iyi düşünülmüş, güzel ayarlanmış amaaa ne yazık ki içindeki görevliler iyi eğitilmemiş. Öyle ki aldığımız tanıtım broşürlerindeki anlatılan çalışmalardan çok çok eksiktiler. Tek tek anlatacağım çünkü bu kadar güzel hazırlanmış bir ortamda çocuklar için bu fırsatın çok iyi değerlendirilmesi gerekirdi. Bir kere çalışmaların hepsinde çalışanlar o kadar hızlı anlatıyordu ki ne yazık ki hepsinde hemen bitirelim ve çocukları gönderelim derdi vardı. Haftaiçine göre cumartesi günü çok kalabalıkmış ama zaten içeri en az 10ar çocuk alınıyordu. Böyle olmamalıydı. Beni en sinir eden ise Bilim Dünyası oldu. 


Biz bilim dünyasını en sona bırakmışız, oradan çıkınca adadan çıkacaktık. Diğer gruplar sürekli çocuk alırken içeri Bilim Dünyası na gittiğimizde "Tiyatro bitince" dediler ki tiyatroyu 2. Kez izledik, bu süre boyunca içerisi hep boş kaldı, öyle oturdular. Tiyatro bitti ve bu seferde 45 geçe dediler,10 dk vardı... 

Bu arada tiyatro esnasında yabancı bir aileyi içeri alıp 2 çocuklarına özel tüm araçları anlattılar.

Bizimkiler ise 45 geçe girdi ve içerideki tahminimce 10 araçtan 3 ünü gösterip bitirdiler. N'oluyor dediğimde ise verdikleri cevap hepsini anlatmaya Zaman yokmuş!! 

Üstelik bir de çocuğumun doğru bildiğini şaşırttılar. Ela'm birbirine paralel 2 ayna arasındaki görüntünün sonsuz olduğunu biliyordu çünkü ben tam bir fizik hastasıyım. Ve alışveriş merkezlerinde girdiğimiz tuvaletlerde bunu Ela ya öğreteli 2 sene oluyor. İlgilenen görevli soruyu sorarken cevap vermeye çalışınca "Acaba kaç görüntü var? Bin tane mi sence?" Dediği anda kaydetmiş kızım sonra hepsine hitaben sonsuz dese de çıkışta kızım bana "Bin taneymiş anne" demez mi 😡

Minik Çiftçi de ise belirttikleri üzere çiftçi kıyafeti giymediler, yumurta toplamadılar,su çekmediler.


Madenci olduklarında da sadece dinlediler ki ablaları çok hızlı konuşuyor,çocukları oradan oraya resmen koşturuyordu. Burada da maden arabasına binmediler, maden aramadılar. 

Zanaatkar olduklarında hiçbir şey yapmadıkları gibi hiçbir şey dinlemediler. 


Sadece ve sadece hazır yapılmış baskıları boyadılar amaaaa sertifikayı aldılar. 

Keşke Cidden faydalansaydı çocuklar. 

Bunun dışında adada balonla şekiller yapan abiler vardı. Onlardan bir balon şapka ve bir de balon köpek aldık. 


Birazcıkta burada oynadı Ela'm Adanın içinde ve çıktık, tam karşımızda Kurumsal Bahçeler... O ve devamı da Expo 2. Yazımda olsun, çok uzun olacak yoksa.. 















8 Eylül 2016

Buz Devri;Büyük Çarpışma


Henüz gösterimdeyken şu yazımı da yazayım. Buz Devri'ni ilk izlediğimde daha Ela'm yoktu.ilk bölümden kendini sevdiren ve her bölümünde aynı keyifle izlenen Buz Devri Nin 5. Sini duydugumuz anda hiç düşünmeden sinemaya koştuk. Çünkü güzel olacağından emin olduğun 3 boyutlu bir film sinemada izlenmeli. Üstelik 3D kalitesi daha önceki animasyonlara göre çok çok iyiydi. 

Filme gelince, fazla bşr şey söylemeye gerek yok; bir Buz Devri klasiği. Ama filmdeki en keyifli bölüm sonunda Sid'in de kendisiyle ilgilenen bir dişi ile tanışması. 😆😆😆
Üstelik inanılmaz güzel :)))


Bol kahkahalı günler...

30 Ağustos 2016

Küçük Oyun Evimiz


Oyun evimiz Denizli-Nitelik Mobilya dan. İçindeki mobilyalar ise Aliexpress ten. Oyuncak bebekler hediye. Küvetin içindeki var birde 😆


Evimiz çok sağlam ve gayet kaliteli. Mobilyalar da ahşap ve monte olmuş şekilde geldi. Onlar da sağlam ve monte yerleri yapıştırılmış. Her şey düşünülmüş aslında, Bebek odasına kadar, piyano, kitaplık ve çocuk oyuncağına kadar. Ama ne yazık ki beyaz eşyalar ve nedense yatak odası dolabı yok. Neyse dedik onlara da... Ahşabı yeterince kalın ve sert olduğu için kırılma ihtimali düşük.Daha büyükleri de mevcut sayfada ama ben evimize uyacak boyutu seçtim. 


Evcilik oyununun dışında, mobilya mağazası, mobilya tamircisi oyunlarını üretti Ela'm 2 haftadır. Ama en eğlencelisi bugün bulduğumuz "Saklanan eşyayı bul" oyunu oldu. Şöyle ki; önce evi döşüyorsunuz. Sonra sırayla biri gözünü kapatıyor, diğeri bir eşyayı saklıyor. Bulmak ise çok keyifli 😀 dolap içleri ve dolap arkalarına saklananların dışında klozetin içine giren tabureler, yatağa yatan at, salonun ortasında küvet, sandalyelerin arasındaki klozet vs vs 😂


Dolap kapakları açılıyor, hatta klozet kapağı bile 😆 

Oynamak çok eğlenceli, ev eşyasızken arada oynardık, mobilyalar geldiğinden beri 2 haftadır hergün oynuyoruz. Ayrıca Ela'mın bulduğu bir diğer yöntem evi yatırarak oynamak,kendi ifadesiyle koridor oluyormuş ve odalar genişliyormuş. 


Ben kalıcı olsun,büyüdüğünde raf olsun diye evi bu şekilde almayı tercih ettim. Evi daha büyük şekilde kendisi yapan anneler de var kalın kartonlarla. Tercih sizin ama diyorum ki içine mobilya şart 😊 
İyi eğlenceler tüm çocuklara ve ebeveynlere...



29 Ağustos 2016

Ah Kalbim ve Al Sana Aşk


Ah Kalbim, ahhh sen ne güzel bir kitapsın. Sesli sesli kahkalar attığım,seminerde okurken bunu yapmamak için kendimi zor tuttuğum,sayfalarını resmen yuttuğum kitap ki ben romantik komedinin değil kitabını okumayı filmine bile vakit harcamam. 

Ama sen farklısın Ah Kalbim.Çünkü seni yazan o tertemiz kalpli tatlı insan olduğu gibi yaşadıklarını anlatmış hem de sakarsam sakarım,yapamıyorsam yapamıyorum,kiloluysam kiloluyum hıh ben buyum böyle mutluyum dercesine. 

Sen farklısın çünkü sende kendimi gördüm,kızında kızımı,hayatında hayatımı. O kadar doğal,o kadar tatlısın ki sanki seni okurken en sevdiğim arkadaşımla muhabbet ettim. Ama ilk romanını yazdığı için uslübü ve tarzı tutturamayan bir yazar olmamışsın sen. Resmen sanki bilmem kaçıncı kitabını yazmışsın gibi bir romantik komedi olmuş bu kitap. Hayran kaldım,hiç sıkılmadım.

Sonra birçok konuda alttan alttan dersler vermen çok hoşuma gitti.Arkadaşlarını anlatırken hayatta kolayca yapılabilen yanlışları göstermen. İletişimde hiç olmadık önyargıların ne kadar basit durumlarda ya da muhabbetlerde bile oluştuğunu anlatman. Aslında hayatı ne kadar saçma bir şekilde başkalarının, el alemin bakışına göre yaşadığımızı ortaya koyman. Çocuklarla iletişimde ve onları yetiştirirken ne kadar abartabileceğimizi ya da nelere sebep olabileceğimizi göstermen. Nasıl olursak olalım,tüm artı ve eksilerimizle kendimizi kabul edebileceğimizi ve kime ne ki bundan ne düşünürse düşünsün gibi hissettirmen. Ve daha unuttuğum bir çok şey...

Ve kitabın devamını duyar duymaz hemen sipariş ettim. Resmen kargonun yollarını gözledim. "Al Sana Aşk" yine sayfaların içimde kaybettim kendimi. Ve o son ah o son öyle bitirilir mi? Şimdi gel de 3.kitabı bekle...


Evcil Hayvanların Gizli Yaşamı


Kızım kadar ben de çok seviyorum animasyonları. Hatta öyle espriler geçiyor ki bazen bu filmlerin çocuklardan çok büyükler için yapıldığını düşünüyorum. Belki de kızım daha küçük olduğundan bazı esprileri anlamıyor ve bana öyle geliyor. Gerçekten gülmek ve eğlenmek için bence komedi filmi izlemektense bir animasyon izlemeli. 

Bu filmde ise öyle sahneler var ki tam çocuklar için yapılmış bir korku filmi diyorsunuz. Hele bir de sinemada 3 boyutlu izliyorsa... Üzerine Kocaman yılanın gelişiyle koltuğunda Nasıl büzüldüğünü ve geri çekildiğini anlatamam. O ve kendisinden yarım yaş büyük kuzeni için yarı korku yarı komedi filmi izlemek farklı bir deneyim oldu. Ama siz siz olun bu filme 2 çocukla gidecekseniz onların ortasına oturun ki biri korktuğunda size tutunurken diğeri yalnız kalmasın.

Zaten reklamlarını videolarla çok daha önceden gördüğümüz bu film beklediğimiz gibi güzel olmuş. Ama yine de konu olarak macera yerine evdeki o komik halleri sürseymiş sanki çok daha güzel olabilirdi gibi geliyor. Yine de bu filme kızım da ben de tam puan verdik ama sinemada izleyin derim gösterimden kalkmadan. 

27 Ağustos 2016

Kitap Kurdu Kafe

  

Şuan Denizli'deki yeni keşfim Kitap Kurdu Kafe'deyim. Ne yazık ki tatilimin sonunda rastladım buna rağmen bu 3.ziyaretimiz. Çünkü ne zaman çarşıya çıksak kızım da ben de buraya uğramak istiyoruz.Resmen kitap kurtları için her çeşit kitapla donatılmış bir kafe. 




Kitabını alan köşesine çekiliyor. Bazen bu ana canlı müzik keyfi de eklenebilir. Cumartesi akşamları çıkan grubu sabah çalışırken yakalayabilirsiniz benim gibi. 



Ela'm ise çocuklar için hazırlanmış köşede kafenin sahibinin kızıyla arkadaş oluverdiği için ben okumaktan yorulsam bile O oynarken sıkılmıyor. 


Ne yazık ki bugün arkadaşı yokmuş. O yüzden şuan yaptıgı resimleri satmak için beni çağırıyor 😊😊😊😊


Her yaşa uygun çocuk kitaplarıyla dolu kitaplıklar da unutulmamış. 


Vee teras katı



Yine çocukların köşesi


Burada nereye dönsem fotoğraf çekmek istiyorum. Her köşe özenle hazırlanmış. 




Sonunda akşam oldu ve hazırlıklar başladı



Harika değil mi? 

İşte bşr arkadaş geldi bile kızıma


Son olarak masanın üzerindeki kış etkinlik takvimine bakıyorum. Kışın Denizli de olmak varmış diyorum.