Translate

3 Aralık 2014

3 Yaş ''Tarzımı Belirliyorum, Ben İstiyorum'' dönemi :)




Selam herkese ; kız bebek bekleyenler ya da henüz kızı 2 buçuk yaşından küçük olanlar  bu post sizin için.. Kızım 3 yaşında ve biz 2-3 haftadır böyleyiz ;
O toka değil bu toka, yok bu değil şu toka, hayır şu değil diğer toka 
Çiçekli çorabım da çiçekli çorabım diye 2 gün üst üste giydiği kirli çorabı ister. 
-Pembe istiyodum ben, sen neden mor aldın?
- Annem baştan aşagı pembe olmaz ki !
- Baştan aşaa pembe oluyyyy
Her şeyin üstüne tütü giymek istemesi zaten hiç bitmiyor. Taytın, şortun, pantalonun, gece yatarken pijamanın.. 
Her gün evde gelinlikle dolaşmak istemeler.
-Neden delinliğimi Denizli de bıraktık ki anneeee??
Tam uyuyacağı sıra ''Tokalarıma bakmak istiyorum'' diye toka çekmecesinin önüne dikilmesi. İçinden ertesi gün için seçtiği tokayı, uyanır uyanmaz sorması..
Yazın kışlık görse giymek ister, kışın yazlık görse...Evde polar eşofman üzerinde yazlık sarı elbisesini giyer.Sevdiği kıyafetin üstüne yelek giymek istemez, deseni, süsü kapanacak diye 
Külot giymemiz bile benekli mi olacak baykuşlu mu, simli mi, açık pembe mi ,koyu pembe mi.. çıplak çıplak çekmecelerinin önünde, seçmesini bekliyorum 
Nerden , nasıl hatırlar bilmem bebekken giydiği pembe tulumunu hatırlar, buldurur, içine sığmaya çalışır. 
oooyyyyyyyyy hepsi ayrı tatlılık. Bi şekilde çözüyoruz Büyümesi ve karar vermesi, istemesi , uydurmayı, uyumu öğrenmesi, bazen karıştırması, bazen hımm tamam annecim demesi bazen dememesi hepsi hepsi çoook güzellll 
not: Daha hamile bile olmadan kızların her şeyinin pembe olması hoşuma gitmezdi. Düşünsenize sınıfınızda 14 kız var, 14 ünün de çantası pembe !! Öööğğğ... O yüzden kızıma her renk eşya aldım, bebeklikten itibaren her rengi giydirdim. Lacivert tulumlarından dolayı erkek bebek zannedenler vardı. Hatta kızım son 1 aya kadar ''vavi'' hastasıydı. Bisikletini bile mavi aldırdı. Ama sonra ne oldu bilmiyorum

(Bu resimde de kabanının altında görünmeyen tütüyü, kabanının üstüne giydi :D

Yüreğimdeki Aşk Kıvılcımı





Okuldaki arkadaşlardan birinin elinde görüp ''Son 50 Yılın En Romantik Romanı Ödülü'' yazısından dolayı okumak istediğim bir kitap. 

Ben genelde bir kaç kitap birden okurum :) Nedense öyle bir huyum var. Ama türleri farklı olur genelde. Biri romansa diğeri çocuk gelişimi, bi başkası tarihi bir kitap olur mesela. Ama bu kitabı arkadaşım verdiğinde 2 roman birden okuyordum Biri bir cinayet romanı, diğeri de psikolojik bir roman. Ve meraktan bu kitaba da başladım. Zaten aylardır elimde sürünen zavallı Nietzche m yine kaldı :D Okulda cinayet romanına evde aşk romanına devam ettim :D Benim psikolojimi tahmin edersiniz artık. Sabah dili kesilen cesetler, akşam ağaç evde romantik dakikalar yaşayan sevgililer :D

Neyse.. tabii ki önce romantik roman bitti. :) 

Hoş bir romandı, hiç sıkılmadım. Hatta gözleri görmeyen esas kızımızın duyguları ve yazarın engelli bir bayanı bu derece güzel hissettirmesi açısında okunulacak bir roman. Gerçekten düşündürüyor ve gerçekten onların penceresinden hayatı gösteriyor.

Ama şu romantiklik konusunu nasıl diyeyim biraz fazla abartmış sanki. Romandaki 2 bayanın da tam istedikleri gibi erkekler bulması. Üstelik bu erkeklerin her yönden çok anlayışlı, çok kibar, çoook romantik, çook düşünceli vs vs vs olması. Bayanların birinin 45 diğerinin 50 olmasına rağmen bu prensleriyle tanışmaları. Hepsi hepsi çok hayal ürünü kısacası çok fazla geldi bana. Biraz kıskandım galiba :D


Aklıma seneler önce okuduğum bir roman geldi. Canan Tan ın. Çok sıkılarak okuduğumu hatırlıyorum. Sırf biri okumamı çok istedi diye :D Ama bildiğin ezberlenmiş bir kız erkek ilişkisi romanıydı. Sonunu da başını da hiç hatırlamıyorum. Bitirdiğimde amaan bu ne bee dediğim kesin.







Patlıcan Kebabı





Bu harika yemeği yazın çook sevdiğim arkadaşım için yapmıştım. Aslında tarif vermeye gerek yok. Sevdiğiniz şekilde köfte hazırlıyorsunuz. Sonrası tepsiye bir köfte bir patlıcan şeklinde dizmek. Bu yaptıgımda araya bir de patates ekledim.



Evet bu şekilde.. İlk yaptığımda bir Ramazan davetiydi ve büyük tepsiye tamamen köfte ve patlıcan sıralamıştım. O çok daha hoş görünüyordu tabii ama resmi çekilmeden mideye indi :) Bu yemek 7 kişilik olduğundan tepsinin ortası boş kaldı, ben de patlıcan ve biberlerle doldurdum. Nasılsa fırın harika iş çıkarıyor :)


En üstede domatesleri sıraladım. Son olarak sarmısaklı ve salçayı suyu üzerinden gezdirdikten sonra fırına verdim.



Yanına içini patates püresiyle doldurduğum yine fırında yaptıgım mantar dolma ve pilav yaptım. Mor lahana mezesi de bu yaz ki favorilerimdendi. 





Sofie nin Dünyası




Felsefe tarihi üzerine bir roman.

Özet olarak bu evet, eğer sizin de felsefeye biraz ilginiz varsa elinizden düşmeyecek. Hem felsefenin tarihini çok akıcı ve çok basit bir şekilde okuyorsunuz ki kitap ciddi ciddi felsefe tarihini merak ettiriyor. Hem içindeki karakterlerin akıbetini merak ediyorsunuz. Öyle ki bu hikaye inanılmaz sürükleyici. 

Sıkıldığım noktalar olmadı değil, felsefe tarihinin sayfalarca anlatıldığı bölümler. Keşke isimlerle birlikte aklımda kalsaydı da biraz felsefi bilgim olsaydı :)

Çikolatalı, Kaymaklı ve Cevizli Lokum



Bu harika tatlıyı ''5 Çayı'' programında ( Kanaltürk) izlediğimde kızımın doğum günü için yapmaya karar verdim. Hem görsel olarak harika bir seçimdi hem de lezzet olarak yanılmadığımı test ederek gördüm :) 

Daha sonra tarifi internette o programı izleyerek kaydettim. Yazdığım kağıdı bulduğumda buraya da ekleyeceğim :) Ama isterseniz siz de buradan alabilirsiniz. Bu arada 5 çayı programını tv de bir kere seyrettim, denk geldi bi arkadaşın evinde. Bu tarifi ararken merak edip diğer programlardaki tariflere de baktım hızlı hızlı. Hep özel seçilmiş, görsel olarak harika tarifler var ki lezzetleri de eminim harikadır. 







How I Met Your Mother





Uzun uzun zamandır merak ettiğim bir diziydi. Sonunda izlemeye başladım :)
Ela doğduğundan beri tv izlemiyorum. Artık o kadar alıştım ki evde tv yokmuş gibi yaşıyorum. Gayet memnunum bu durumdan çünkü kızımla ya da kendimle ilgileniyorum. Üstelik tv da gerçekten hiçbir şey bulamıyorum. 

Dizilere gelince, tv sadece Gülse Birsel in dizilerini takip ederim. O da Ela nın uyanık olduğu saatlere denk geldiği için ayda 1 ancak. Yabancı diziler film tadında olduğu için o kadar zamanını verdiğine değiyor. 

Daha önce Lost un ve Prison Break in bi kısmını izledim. Aslında onları da merak ediyorum. Bir de gecen sene başlayan Grand Flour vardı, devamı gelmedi :(

Bir de bu, hoşuma gitti, kısa kısa olunca bölümler daha ii oluyor. Espriler daha çok ilişkiler ve cinsellik üzerine olsa da iyi espriler olunca gülmek iyi geliyor.

Kızımla Bereket Şişeleri Yaptık




Ela için harika bir etkinlik oldu bereket şişeleri. Şişeler, dedesinin Ela için aldığı arı sütü şişeleri. Evde hangi baklagil vb varsa hepsini kullandık. Bana kalsa hepsinden birer avuç alır 5 dk da şişeleri hazırlardım. Ama söz konusu 3 yaşındaki çocuğunuzla bir şeyler yapmaksa olay farklı ve çok eğlenceli bir etkinliğe dönüşüyor.



Gördüğünüz gibi her baklagili ayrı ayrı inceledik :) Daha doğrusu önümüze döküp, canımız istediği gibi oynadık. Aslında çocuk kendi oyununu kendisi kuruyor, sizin ona katılmanız önemli. Hani kaliteli zaman geçirmek diyoruz ya, işte bundan bahsediyoruz. Çocukla oynamak.. :)

Oyunumuz baklagillerin altına gizlenmiş hazine. Ela nın ellerini baklagille kapattım. Sonra bir arkeolog geldi gezmeye (İki parmağımla yürüyen bir adam yaptım) Tepenin altını merak etti ve bir kepçe çağırdı. Tabii bunu dramaya dönüştürüyoruz, her seferinde doğaçlama sözler yazıyoruz. Ela mın keyfine diyecek yoktu, kahkahaları bitmedi. O kadar hoşuna gitti ki aynı oyunu tüm baklagillerle tekrar tekrar oynadık. ''Hadi aakelog delsin, buğda ne vaa diye megak etsin ...''

Kepçe de diğer elim tabii ki :) İtinayla tepeyi kazıyor ve sonunda o hazine görünüyor. Tepe kazıldıkça arkeolog etrafa müthiş güzel kokuların yayıldığını farkediyor ve heyecandan çıldırıyor. Meğer hazine mis gibi kokan iki güzel elmişşş :)




Ebeveynler bilir, çocuklar böyle küçük ve sayısı fazla nesnelerle oynamayı sever. Hem isimlerini deöğrendik, sonra unuttuk ama olsun :) 


Tüm şişeler dolduktan sonra dolu şişelerle oyun oynamazsak olur mu?









Hemen arkasından çıkardığımız kurdelelerle başka bir etkinlik geliyor aklımıza. Aslında amacımız sadece şişeleri süslemek iken kızım bisikletine süs isteyince bir deniyoruz, her ne kadar sonuç istediğimiz gibi olmasa da biz çok eğleniyoruz.





Şarkılar söyleyerek sandalyenin etrafında oyunlar oynuyoruz. 




ehh artık biraz oturalım diyoruz yatmadan önceki son saatimizde :9

















Quilling Öğreniyorum




Quilling - Kağıt Kıvırma Sanatı

Evet gördüğünüz o harika resmin malzememesi kağıt. Bu harika tekniğin kursu açılır da ben gitmez miyim? Quilling dışında yine böyle farklı ve güzel 3 teknik daha öğrenecekmişiz. Üstelik bu teknikler yeni olduğu için diğer katılımcılar halk eğitim kursu hocaları :) Bu yönden çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Bu resimler google da quilling araması yaptığımda beğendiklerim.















çok hoş takılarda yapılmış tabii..






çocuklar için de quilling çalışmaları mevcut




İnternette bizim kurstaki gibi tablolar bulamadım. Mesela bu fotoğraf üzerindeki çiçeklerde henüz bir tanesi tamamlanmış. Resme ayrı bir güzellik katmanın yanında 3 boyutlu bir görüntü oluşuyor. Bu hocalardan birinin yaptığı bir tablo, boyutu yaklaşık yarım metreyi buluyor. Bu arada gördüğünüz çiçeğin yapımı 1 buçuk saat sürdü. Yani dün kursta eğitmenin yaptığı tablonun bir çiçeğini tamamlamaktı :) 



Bazen değerini anlamak için yaşamak gerekiyor. Kağıt kıvırma olarak düşünüce çok basit gibi geliyor kulağa. Ama minicik kağıtlarla uğraşmak. Tek tek onlara form verip, tek tek bulaştırmadan yapıştırmayı becermek. Boyut olarak aynı olması için ve düzen olarak muntazam görünmesi için çabalamak. Ve sonuç olarak yaklaşık 30 çiçeğin olduğu bir tabloda 1 çiçek için 1 buçuk saat uğraşmak. Şimdi kulağa nasıl geliyor ? :) 

Ve benim ilk gün çalışmam :)


Kağıtları uygun boyutlarda kestikten sonra, her çiçeğin her bir yaprağını ayrı ayrı özel tığıyla oluşturuyorsunuz. Her yaprağı açılmaması için ayrı ayrı yapıştırdıktan sonra çiçek haline gelecek şekilde birleştirip tekrar yapıştırıyorsunuz. Aradaki minik nokta bile 3 cm uzunluğunda bir kağıdı kıvırarak oluşturuluyor. 

İşte bir çiçeğin boyutu



Ha bir de bunun cetveli var 50 tl cik...



Baya tekniği de var , bunlar bulabildiğim bir kaçı. Tahmin ettiğiniz gibi yurt dışında quilling atölyeleri bile var yani bunu meslek edinmiş insanlar var. Kimine göre ne gerek var, kimine göre el emeği, göz nuru.. Derler ya annelerimiz.. Güzel bir işin kağıdı olmuş, altını olmuş ne fark eder, sadece parası fark eder.. 











23 Kasım 2014

Son Oyun - Ahmet Altan



Kitabın başında cinsellikten başka bir şey geçmeyecek sanırım diye beğenmemiştim. İyi ki elimden bırakmamışım.Hayatı, insanları öyle bir pencereden göstermiş ki, durup durup düşündüm ''Ben nasıl bir insanım.'' diye. İnsanın aklına sorular takıyor, düşünmeden yaşadığımız anları düşünerek geçirmemizi sağlıyor. En çok ''tahtacı'' ile konuştuğu bölümleri sevdim. Sümbül bile bir şeyler öğretiyor. Aslında küçücük kasabanın hayatıyla dünya hayatını anlatmış. İnternet alemini de müthiş tasvir etmiş. Ve sonu, hiç beklemediğim o son.. Harikaydı (Sadece sonuna doğru evde kaldıgı ve sürekli yazıştığı sayfalarda sıkıldım.) Yaratıcıyla konuşmaları ise saçma bile olsa az önce birini vurmuş ve ölümü bekleyen birinin psikolojisini, sorgulamasını, korkusunu harika yansıtıyor. 

Kızımın 3 Yaş Sonrası Kitapları




         3 yaş üstü kitapların arasında en sevdiklerim Tübitak yayınları oldu. Daha karnımdayken kitapla tanışan kızım sanırım bu yüzden kitaplardan hiç sıkılmıyor. Severek yapıyor ve öğrenmeye açık. Eğer 3 yaşına kadar kitapla fazla haşir neşir olmadıysa yavaş yavaş alıştırın artık. :)


Dış kabının sadeliğine ve basitliğine göre kitapların içi gayet dolu dolu ve öğretici. Etkinlikler tam istediğim gibi. Üstelik kitapların fiyatı da çok uygun, sadece 4 ya da 5 lira. (internet mağazası indirimli fiyat, D&R )


Kitapların fotoğrafını çekerken elimi koyuyorum ki kitabın boyutu anlaşılsın. :)






Kızımın çok sevdiği bir diğer kitap Sevimli Çizgiler. Bizim okulda 1. sınıf öğrencilerine kaleme alışması için yaptığımız alıştırmaların başlangıç seviyesi. Ela daha önceden kalem tutabildiği ve kalemle çalıştığı için bu kitap ona biraz basit geldi. Yine de içinde takip edemediği yerler oldu. 






Bir diğer kitabımız 5 yaş üzeri olsa da ben aldım. Çünkü resmin içindeki hayvanları bulma etkinlikleri. Evet biraz zorlanıyor o yüzden sıkılmadan bitiriyorum. Diğer kitapları kendisinin yapmasını sağlarken bunun başına beraber geçiyoruz. Dediğim gibi 5 yaş üzeri olduğu için bazı hayvanlar çok iyi saklanmış. Onları da ben buluyorum. :)







Bu kartları da büyük bir hevesle internetten almıştım Tübitak yayınları diye. Ne yazık ki hayal kırıklığına uğradım. Ben 50 tane yeni etkinlik beklerken, en az 30 tanesi bizim daha önce yaptığımız etkinlikler çıktı. :(

Daha doğrusu 3 yaşına gelen bir çocuğun 3 yaşından önce zaten yaptığı şeyler. Mesela hiç olmazsa oyun hamuru ve farklı boyalarla resim yapma ya da anneyle mutfakta bir şeyler hazırlama, müziği açıp dans etme, tekerlemeler, renkleri öğrenme vs. Bari bunları koymasaydınız. Hangi çocuk 3 yaşından önce bunları yapmaz ya da hangi annenin aklına gelmez. Bu tarz bir kitap ya da benzeri alırken benim evde aklıma gelmeyecek etkinlikler bekliyorum. 




Bu kitapları ise markette 1 tane sepete atarak Ela biriktirdi. Aldığımız gün okuduk. Şimdilerde bazen kendisi açar okur bana, resimlerine bakarak anlatır. Bazen tekrar okuruz. 











16 Kasım 2014

KİTAP




Bazen öğrenmek için yaşamak gerekiyor, bazen gezmek bilmediğin yerleri.
Çoğu zaman büyümek gerekiyor,
çoğu şeyi öğrenmek için.
Ama her zaman okumak gerekiyor hep daha fazlası için..

Mesela öğretmenliği okuyarak ayrı, yaşayarak ayrı öğrendim.
Hamilelikte de, yaşadığım başka okuduğum başka güzeldi.
Çocuklarla ilgili okuduklarımın değerini okumayan anneleri gördüğümde anladım.
İnsanları da okudum çoğu kitapta, yaşadığımdan çok daha fazlasını..

Gözlerimle göremediğim Yaradan'ımı önce kitaplarda okudum.
Tek bir kitapla onu ruhumda görmeyi öğrendim.

Emel Özdel

29 Ekim 2014

Doğumgünü Çekilişim :)


       

 HAFTAYA KARNELER VERİLECEĞİ İÇİN BU HAFTA NOTLARI GİRMEM GEREKİYOR. HAFTASONU YORUMLARINIZI TARADIKTAN SONRA HAFTAYA SONUCU AÇIKLAYACAĞIM  ... TEŞEKKÜRLER <3 <3

BU SEBEPTEN DOLAYI CUMARTESİ GÜNÜNE KADAR ÇEKİLİŞİME KATILABİLİRSİNİZ :)
 

13 Ocak ta, bloğum 2 yaşına giriyor :)
Bloğumun 2. yaş gününde ben de 2. çekilişimi yapacağım.


Katılmak için

1--İlk yapmanız gereken bloğumun takipçisi olmanız ve çekilişimi ilk resmiyle birlikte herkese açık bir şekilde paylaşmanız.


Eğer bloğunuz varsa ilk resimle birlikte çekilişi duyurmanız size +3 hak kazandıracak.

(Tabi bu duyuru çekiliş sonlanana kadar kalmalı.)

Çekilişimi paylaştığınız her sayfa için +2 hak kazanacaksınız.


2-- Facebook taki Kızımla Ben burada sayfamı ve instagram burada sayfamı takibe almanız gerekiyor.


Sadece bu kadar :)


Yorum kısmına paylaşım yaptığınız tüm linkleri (kontrol edebilmem için)  ve sayfaları hangi isimlerle takibe aldığınızı ayrıca size ulaşabilmem için mail adresinizi eklemeyi unutmayın.



Bol şans <3


Not: Blog duyurularınızın ve diğer paylaşımlarınızın güncel olmasına dikkat ederseniz sevinirim =)
















Kargo tabii ki bana ait.  :)  Yurt dışı katılım hariç..






                 

22 Ekim 2014

İrmikli Gül Tatlısı




Daha önce renksiz bir şekilde lezzet denemesi yaptığım bu tatlıyı kızımın doğum gününde gıda boyasıyla renklendirerek yaptım. Tarifi Sofra Dergisi nden aldım. Ama gül yapımı annemden ve çok daha güzel. Üstelik çok daha pratik dergidekine göre. Resimde gördüğünüz gibi 3 daireyi (çay bardağıyla kestim ve 1 cm den daha ince ) uç uca üst üste koydum ve rulo şeklinde sardım. Ruloyu tam ortadan kesip düz yüzeyinin üzerine koydugunuzda 2 güzel gül oluyor. Bence üzerine badem koymaya gerek yok, gülün güzelliği bozuluyor.

Tatlıdan önce şerbetini koymak gerekiyor çünkü soğumuş şerbet dökülecek. 3 buçuk u bardağı su ile 3 su bardağı şekeri kaynatın. Ve soğuması için bekleyin. 

Malzemeler

1 su bardağı yoğurt
1 su bar irmik
kabartma tozu
1 paket margarin (ben tereyağı kullanıyorum)
aldıgı kadar un

Yumuşak olan yağ, yoğurt, irmiği karıştırın. Kabartma tozu ve unu da ekleyip yoğurun. Kulak memesi kıvamı olacak, ele yapışmayacak hamur. Bu aşamada gıda boyası ekledim. Sonrası yukarıda.
Fırından çıkar çıkmaz şerbeti döktüğümde çok iyi çekmedi. Doğumgününe yaparken tatlıyı fırında unutmuşum 5-10 dk geçmiş. Yani sıcak fırında kalmış fırın kapandıktan sonra ama soğumamış. Şerbetini o zaman döktüm çok iyi çekmiş. Bir de gülleri bir süre sonra ters çevirdim ki üstleri de şerbetlensin. 



                Nefis bir tatlı ve renkli hali partiler için bence süper seçimm :) Afiyet olsun..