Translate

23 Ekim 2013

Benden de Birkaç Hediye:)




---------------KAPANDI--------------


Bu çekiliş sonuçlanmıştır, lütfen dikkat edelim..








Nihayet bu yazımı da yayınlıyorum. İlk çekilişim ve çok heyecanlıyım. 



Çekiliş kapanmıştır
1- Boyut Yayınları ndan Yeni Başlayanlar İçin Pilates kitabı
2- Kipa dan makyaj temizleme pamuğu
3- Avon dan 4 farklı boyda yapışkan bigudiler
4- Schwarzkopf Taft Kaşmir Dokunuşu saç köpüğü
5- Nivea dan Stresli anlarda Ekstra Koruma
6- Watson dan diş fırçası kabı
7- Watson dan diş ipi
8- 5 tane oje (Flormar,Alıx Avien,Essence)
9- 2 tane dişli toka ve 1 tane abiye saç aksesuarı 
10- Koton dan 3 tane küpe
11- H&M den Lipgloss
ve hepsini içine koyacağım şirin pembe bir çanta

Cekilisime katilabilmek icin;

1 - Öncelikle blogumun Gfc ve bloglovin (sağ üstte)
uzerinden takipçisi olmanız
(bloglovin e bloğunuz olmasa da üye olabiliyorsunuz)
ve (bloğu olanlar) kendi blogunuzda (+2 hak)
görsel olarak (ilk fotograf ile)
çekilişi duyurmanız gerekmekte.
2 - Facebook taki Kızımla Ben sayfamı beğenip,twitter hesabımı takibe 
almalısınız


3 - Yorum kısmına çekilişi duyurduğunuz linkleri isminizi ve size 

ulaşabileceğim
mail adresini yazarak yorum birakmalisiniz. 


Bunun dışında + hak isterseniz, 
 Blog paylaşımları +2 hak, Facebook ve Twitter paylaşımları +1 hak olacak.Yani tüm koşulları yerine getirirseniz toplamda 5 hakla çekilişe katılmış olacaksınız =) Ayrıca yorumlarınıza blogumla ilgili düşüncelerinizi de eklerseniz çok sevinirim. Bu elbette zorunluluk değil sadece bir rica =)

Linkleri çekilişi sonlandırdıktan sonra kontrol edeceğim için, çekiliş sonuna kadar silmezseniz çok sevinirim. Bir de kontrol açısından, Facebook ve Twitter paylaşımlarının herkese açık olduğundan ve direkt linkini verdiğinizden emin olun

Çekilişe katılmak için son gün  29 Kasım. 30 Kasım ve 1 Aralık'ta (haftasonu olması nedeniyle)linkleri kontrol edeceğim ve 2 Aralık'da kazananı video çekerek, isimlerinizi yazdığım kağıtların arasından çekeceğim (özellikle random kullanmak istemiyorum çünkü hiç 1 geldiğini görmedim, haksızlık olsun istemiyorum)
İsimsiz katılımları da kontrol edemeyeceğim için malesef çekilişe dahil edemeyeceğim.

Hediyelerimi özellikle, kullanıp, sevdiğim ürünler arasından seçmeye çalıştım. Hepsi de sizin için özel olarak alındı ve hiç kullanılmadı.Umarım siz de beğenmişsinizdir =) Yurtdışından katılımları kargo gönderemeyeceğim için kabul edemeyeceğim.))

Şimdiden katılan herkese teşekkür ediyor ve bol şans diliyorum =)

Sevgilerimle..

Not: Blog duyurularınızın ve diğer paylaşımlarınızın güncel olmasına dikkat ederseniz sevinirim =)




( Metni aynen kopyaladığım Koyu Kırmızım bloğunun sahibine teşekkürler)

19 Ekim 2013

Havuçlu ve Patatesli Rulo Börek



           Ve Ela nın ilk 2. yaş doğum günü. 31 Ekim doğumlu güzel kızım için geçen sene 2 tane doğum günü yapmıştık. Bi Denizli de bi Ankara da. Bu sene de ilk doğum günümüz yine 31 Ekim den önce Denizli de oldu. Sevdiğimiz Köstebek Pasta, ve geçen sefer yaptığım böreklere eklenen yeni böreğim. Ortadaki tepsi..

    Bayram tatilinden önce gittiğim veli ziyaretinde yemiş ve görüntüsüne de tadına da bayılmıştım. Bu resimde güzel görünmüyor çünkü fırına vermeden önce kesmek istedik oysa tarifi aldığım kişi kesmeden pişirdiğini söylemişti. Daha çabuk pişeceğini düşünmüştüm ama tadı da öyle olmadı. Hafif çiğ gibi kaldı, sanırım hızlı pişince bilmem ki güzeldi ama o gün yediğim çok çok güzeldi.Bizimkiler çok beğendi ama bana göre diğeri nefisti.Bayandan aldığım tarifi aynen yazıyorum.

            5 orta patates ve 3 orta boy havucu rendele. Tuz, karabiber, pul biber, kimyonve bol maydanoz  ile ayrı ayrı 2 iç hazırla. Sonra 1. yufkayı ser ve yağla, üzerine patatesli için yarısını dağıt. 2. yufkayı üstüne ser ve yağla sonra havuçlu için hepsini  üzerine dağıt. 3. yufkayı da en üste serip yağla. Patatesli için kalanını üzerine dağıt. Ve bir uçtan rulo şeklinde sar, bitince ruloyu ortadan kes, fırın tepsisine iki ruloyu koy ve üzerine yumurta sarısı sür. Düşük ısıda uzun sürede pişmeli. Fırından çıkınca kes.

           Geçen sefer yaptığım sucuklu kayık börekleri tekrar yapmak istemiştim ama evde kaşar yoktu. Ben de domatesle normal (İzmir Çamaltı Kozak Peyniri- kardeşim bu peynire bayılıyor.Her beyaz peyniri yiyemez hanım :) peyniri karıştırdım iç olarak koydum, üzerine de sucuk koydum. Böylede çok güzel oldu.




Ela doğum günü hediyesine bayıldı. Evet bayıldığı kadar var, bütün odayı baloncukla doldurdu ve kimseyi yormadan herkesi eğlendirdi. Görüntü olarakta  çok güzel bir aksesuar. 



Zeytin Çizme Makinesi



Dün annemle zeytin topladık, ilk defa :) Mahallemizdeki caminin bahçesinde zeytin ağaçları varmış. İsteyen zeytinini toplayıp, kaç kiloysa parasını camiye veriyormuş. Süperr .. 

Ege de olduğumdan galiba evde kendi yaptığımız zeytin yoksa eğer, hiç bir hazır zeytini severek yiyemiyorum. Evet hangisinin tadına baksam almak için yüzüm buruşuk ''ııı ııı güzel değil'' diyorum. O yüzden eve ne kadar çok taze, yapılmamış zeytin girerse o kadar iyi. 

Evde bir fıstık var ki her gün ''neynii, neynii'' diye 10 kadar zeytin yiyor. Zeytin canavarım benim, zorla kahvaltı yaptırdığım günlerde (bazen yaptıramadığım) bile zeytin yiyordu. O yüzden kahvaltının yıldızını kahvaltıya koymuyordum yoksa sadece onunla karnını doyuruyordu. 

Bizim buralarda zeytin toplama zamanında pazarlarda çeşit çeşit zeytinler olur. Ankara da sanırım olmuyor. Ama ne yazık ki buradaki o zamanı kaçırdık. Allah tan bahçemizde küçük zeytin ağaçlarımız var. Ama onlardan topladığımızı bitirmek üzereyiz. O yüzden caminin zeytinleri çok iyi oldu. Dün bütün öğleden sonramız zeytin toplamakla geçti. Ne yazık ki fotoğraf makinesi almamışım yanıma :( 

Ne zormuş zeytin toplamak yaa.. Önceleri okşar gibi topluyordum, çok mutluydum. Ela nın zeytinleri görünce yüzünde oluşan gülümsemeyi hayal ediyordum. Tek tek toplayıp ellerim dolunca kovaya atıyordum. Sonra boynum, kollarım ağrıdı, sıkıldım ama daha çok vardı. Yüzümdeki gülümsemede, hayalimdeki Ela da gitti. Annemle başka başka konulara daldık. Merdivenin bir tarafında ben, bir tarafında annem tek tek toplamayı ve kovaya atmayı bıraktık. Yapraklara zarar vermemeye çalışarak biraz sıyırıp biraz kopararak öylece yere atıyorduk. Yerden toplaması daha kolaydı. 

Bir de ben zannediyordum ki yeşil erik ağacı ayrı, siyah zeytin ağacı ayrı. Belki öylesi de vardır ama bizim bahçedekiler Eylül de yeşil ve normal boydaydı. Şimdi kalanlar kocaman olmuş ve siyah. Yeşil olanları kırma zeytin yaptık, siyahları çizme yapacağız. Kırma zeytini annem 5 kg lık şişenin içine suya koydu. Sürekli suyunu değiştirerek asidinin gitmesini bekledi. Ve 2 haftada hazırdı. Yiyeceğimiz kadarını zeytinyağı ve limonla biraz daha bekletiyorduk. Sonuç harika. Bu kadar kolaymış. Bakalım siyahlar nasıl olacak. Dün topladıklarımız ağaçta biraz yeşil vardı, çoğu siyahtı. Bazıları da buruşuk siyahtı. Onlar da hazır buruşuklardan galiba :)

Çizmeye gelince, küçükken hatırlıyorum bıçakla tek tek çizerdik. Sonra bir komşuda yukarıdaki makineyi gördük. Ödünç istedik ve başında ''ben yapıcam, ben yapıcam'' yarışına girdik. O kadar basit ve keyifli ki bütün zeytini bitirivermek istiyorsunuz. Zeytin biraz sert olursa ikişer tane koyulabiliyor.Bizim zeytin biraz yumuşaktı. İçinde 3 tane bıçak var, 3 yerden çiziyor yani kesiyor. Bıçaklar birbirine değer konumda iken zeytin geçerken yanlara esneyip açılıyor. Zeytini ittirmek için parmak ucuna takılan aparatı da var. Off yoksa çok tehlikeli, bıçaklar çok keskin ve parmak girerse geriye çekilemez şekilde. O yüzden mutfağın en tepesinde duruyor hep. 

Bu  arada dün 23 kilo zeytin toplamışız, offf süper.  Bir de bugün köyden 5 kilo krma yeşil zeytin geldi. Babannem göndermiş, Ela seviyor bunu Ankara ya götürün diye. Halam Nazilli de oturuyor ve her sene böyle gönderirler, sağolsunlar.  

Ay çok uzun yazmışım ama zeytin bu. Prof. Dr. Canan Karatay Hanım zeytinin en faydalı meyve olduğunu ve günde en az 10 adet yememizi söylüyor. 




14 Ekim 2013

Hüzün





İlk sayfalardan itibaren dikkatimi çeken bu kitabı okuyacak enerjiyi evde bulamayınca okulda uzun teneffüslerde okuyup bitirdim. Yine başarılı bir kadının hayat mücadelesini ve cesaretini okumak hoşuma gitti. Okuduklarımın gerçekten yaşanmış olması merakımı ikiye katladı. 

Ayrıca 70 li yılların Türkiye 'sini ve olaylarını aralarda özet halinde vermesi de sıkmadan verilen bir yakın tarih dersi gibiydi. Öyle cümleler vardı ki kendime yakın bulduğum dönüp dönüp okumak istedim. 

Bir insan neden kendisine kötülüğün alasını yapan insanlara karşı hala saygısını korur. Bu kişiliğin altında iyi yürekli olmak mı vardır yoksa saygının s sini hak etmeyenlerin karşısında yüreksiz olup ezilmek mi? Bunu kendime çok sordum gerçekten. Yazar kendisine iftiranın en çirkinini atan hatta bunu parayla tuttuğu şahitlerle duyuran eski kaynanasına karşı nasıl oluyor da elinden düşürdüğü kağıdı ''Elimden atarak saygısızlık yaptığımı düşünmesin diye geri aldım.'' diye alıyor. 

Bu gelin-kaynana ilişkileri genelde böyle sanırım. Biri arsız, biri sessiz. Sessiz olan '' Aman olay çıkarmayayım, geçer bu günler anlar nasılsa. Ben iyi olayım o da görür günün birinde iyiliğimi. '' dedikçe Arsız olan  '' Aman bu da pek salak, hiç sesi çıkmıyor. Ben buna yapabildiğim kötülüğü yapayım,iftirayı atayım. Bu böyle boynunu büktükçe tepesine çıkayım, ezeyim de ezeyim. '' diyor. Ve ben anladım ki ikisi de kişilik meselesi. Ne sessiz olan değiştirebiliyor kendini ne arsız olan yeter bu kadar ettiğim diyor. Arsız olan hiç susmuyor, bağırıyor çağırıyor, yalan söylüyor, beddua ediyor, dedikodu ediyor, iftira ediyor... Sessiz olan bekliyor, bekliyor, bekliyor, güzelce anlatmaya, açıklamaya çalışıyor, üzülüyor, ağlıyor, susuyor. Sessiz olan artık anlasa da ''Keşke ben de şunu deseydim, bunu yapmasına izin vermeseydim, o benim yapmadıklarımı utanmadan herkese anlatırken ben onun neler yaptığını anlatabilseydim. '' dese de karakterini değiştiremiyor. Arsızın yaptığı gibi sokaklarda bağırmak istiyor. '' Siz hiçbir şey bilmiyorsunuz, hep suratıma gülüp arkamdan konuştunuz. Ben söylemedim onun söylediklerini. Ben yapmadım onun size anlattıklarını. '' diye haykırmak istiyor arsızın dostlarına. Arsızın yaptığı gibi küfredemese de '' O utanmaz, yalancı kadın, büyüktür diye sustuğum o Arsız kadın size hep benimle alakası olmayan şeyler anlattı. Siz bir kere bile bana sormadan inandınız. Benden en ufak bir taşkınlık görmediğiniz halde, somurtmayı bile beceremeyen suratımı bildiğiniz halde ona inandınız.'' demek ister ama yapamaz. 

Çok bekledim Ayşe Kulin in böyle bir sonla beni rahatlatmasını. Benim yapamadığımı yapmasını ve haykırmasını. Yapmadı ama aslında daha da güzelini yapmış. Kitabını yazarak tüm dünyaya anlatmış. Kocasının ve kaynanasının nasıl insan olduklarını :) Yine de insan sinir oluyor ve düşünüyor hep düşünüyor. Bir insan niye bu kadar hakarete ve kötülüğe izin verir? Neden değerini bu kadar düşürmelerine ve ezmelerine izin verir? Neden sokar hayatına böyle insanları? Diğerleri yanına yaklaşamazken neden böylelerine kullandırır kendini? Neden psikolojisi bozuk, kişiliksiz insanların elinde oyuncak eder kendini? 

''Neden?''lerim o kadar çok ki? Bir tane mantıklı cevabım yok. 



13 Ekim 2013

Cıvıl Cıvıl 365 Etkinlik



İşte size çocuğunuzla 4-5 yaşından itibaren kullanabileceğiniz muhteşem bir etkinlik kitabı...  Sözü 2 resme bırakıyorum.



Bir nokta da ben ekliyorum ki, ben bu niyetle aldım. Anneler için süper bir etkinlik kitabı, bugün evde ne yapsak kitabı, müthiş bir kaynak, birlikte eğlenmek için harika bir araç vs vs...
Kitabın sayfalarında gezerken çok beğensem de Ela daha çok küçük dedim içimden. 2-3 seneye kadar ne kitaplar alırım desem de elimden bırakamadım.Sonra öğrencilerim geldi aklıma, her ne kadar okul öncesi dese de benimkiler de 2. sınıf ve serbest etkinlik dersi için dolu dolu bir kaynaktı. Ve aldım, iyi ki almışım.


İlk sayfayı açtım ilk ders ve çocuklara ''Kocamaan bir kale yapalım mııı?''  Yaptık çok güzel oldu..




Sonra bu kitabı blokta paylaşmalıyım dedim ve başladım sayfaları çekmeye. Ama her açtığım sayfayı çekmek istiyordum. Benimle birlikte sayfaları izleyen çocuklarda her açtığım sayfaya '' Bunu da yapalım öğretmeniiimm '' diye çıldırıyorlardı. :)

Aşağıdaki Parmak İzinden İnsanlar okulda yapmaya çok uygun mesela. Ama daha sonraki resimlerde Keçelerle yapılan etkinlik de evde anne gözetiminde yapılmaya uygun. 









































3 Ekim 2013

Arnavutluktan Hediyeler 2



3 aydır taslaklarda bekliyor bu başlık. Artık yazmalıyım ama üzerinden o kadar zaman geçince ne vardı ne yoktu unuttum. Bir de fotoğraf makinemin şarj aletini bulamıyorum. Neyse ki Ela ya gelenlerin fotoğrafları var. Artık diğerlerini de sonra sonra eklerim. Bu arada Arnavutluk tan hediyeler 2 yazım en çok okunanların arasında.

Teyzemiz yine bir sürü Zara Baby ile geldi. Bu elbiseyi biliyorsunuz daha önce paylaşmıştım. Ama arkasını görmediniz tabii. Sırt dekoltemiz harika. Bakan bir daha bakıyor. Orası bizim için özel öpücük sahamız. Ela yı kucaklayan sırtını öpüyor. Bir de tam üztüne göre elbise , yan fermuarını kapatınca belini tam sarıyor. off nasıl şirin oluyor ama seneye olmayacak. Çoğu elbiseleri gibi 3-5 sefer giymelik :(

Üstteki resimdeki elbise de fırfırlarıyla ve mini mini eteğiyle uçuşurken biz bacaklara çıldırıyoruz. Bazen de altına şort giyince tişört oluveriyor.





Bir sarı tişört ve bir yeşil tişört 


ve bu kot tulumu da çok sevmiştik bu yaz..



henüz içlerine fotoğraf koyamadım, çok şirinler. Evimin her yerini fotoğraflarla doldurmak isteyen bana alınabilecek çok güzel bir hediyee..




Geçen getirdiği baloncuk oyuncağı ( adı yokmuş, şimdi baktım hahahaa ) çok beğenince yenileri geldi. En süperi şu ortadaki, kılıcı kınından çıkarır gibi çıkarıyorsunuz ve ucu da uzun  bir oval. Kocaman kocaman baloncuklar çıkarıyor. Bu arada biraz önce bu oyuncağın adını aratınca google da çok komik şeyler çıktı... Baloncuk çıkaran o zımbırtı, adını bilmiyorum işte o, aha bu işte, baloncuk çıkaran oyuncak, adı hala bulunamayan şey... Geçen yazımda ben de resmen baloncuk fabrikası yazmıştım..




Bu sefer bana da çok güzel ciciler geldi :) Mesela Diesel den çok şık bir ceket. Bayıldım ve çok duygulandım :) ilk defa bir Diesel im oldu.. Rengine bayıldığım turuncu tişört bir Fransız markası mıydı??Ve  o kıtır ekmekler, bir dahaki sefere gerçekten 50 paket getirmelisin. Bana Karatay Diyeti mi bozduran tek ekmek. Ekmek dediğime bakmayın, cips büyüklüğünde kıtır kıtır soslu ekmekcikler. Her paket ayrı sos, sırf fotoğrafını çekeceğim diye son paketi ellemedim :) Ve Ela nın zürafası, bacakları cırt cırtlı, dolanıp duruyor kolumuza , bacağımıza . Çorap hastası ablaya yumuşacık, rengarenk çoraplar. 

Güzel ülkemde şükür ki her şeyin en iyisi ve en güzeli var. Bunları bu şekilde paylaşmamda ki amaç, bi tanecik teyzemizin hediyeleri olması. Ve olsun olmasın bizimle ilgili ne görürse almak istemesi, bavulum doluyor akıyor, kokuyor demeden. 

:)



Adı Aylin





Okumayan var mı bu muhteşem kitabı? Yani lisedeyken bayılmıştım ama şimdi okusam yine aynı heyecan ve zevkle okurdum sanırım. Çünkü çok iyi hatırlıyorum o kadar sene geçmesine rağmen. Acaip sürükleyici herkese tavsiye ederim. Bu arada gerçek bir yaşam öyküsü olduğunu söylemeliyim. Günlüğü ve tanıdıklarının anlattıklarıyla oluşturulmuş bir hayat hikayesi. Böyle olunca daha fazla merak ederek ve keyif alarak okuyor insan. 

Okurken Aylin Hanım a hayran kaldığımı hatırlıyorum. Bir prensten ayrıldıktan sonra üniversite okuyup psikiyatr oluyor, bilmem  kaç yaşından sonra askeri okula gidip albay oluyor vs.  Başarılarına , cesaretine, kişiliğine, çalışkanlığına hayran kalmıştım. Bir de aynı burçtan olunca daha hoşuma gitmişti. :) Sıradışı bir hayat olmasa roman olmayı hak etmezdi tabii..