Translate

30 Eylül 2013

Sex and the City 2




2. sini izledikten sonra 1. sinden ne kadar keyif aldığımı anladım. Ve bu yüzden 2. sinden daha fazlasını beklediğimi. Bu film reklamının büyüsüne kapılıp da izlediğim bir film. O kadar çok adı geçiyor ki insan gerçekten merak ediyor. Ama doğrusu bir romantik komedi beklemiyordum ilk izlediğimde. Ama güzel olmuş. ( 1. nden bahsediyorum) Bir bayanın hoşuna gidecek her şey var. Güzel elbiseler, şehir yaşamı, gençlik, para vs. Her genç bayanın hayalinde yaşayan o kariyer yapmış, parasını kazanan, bakımlı, alımlı, zayıf, gezen tozan, eğlenen şehirli 4 bayanın arkadaşlığı ve yaşadıkları. En güzel tarafı 4 ünün de farklı karakterlere olması ama çok iyi anlaşması. 

Ama 2. si yüzümü buruşturuyor. O kadar beklentinin üstüne o kadar harcanan paraya yazık olmuş. Güldüğüm yerler oldu tabii ama filmin bir gay düğünüyle başlayıp, bir lezbiyen aşkıyla bitmesi sanki başında filmi uzatmak sonunda da nasıl bağlayacağını bilememek olmuş gibi geldi. Hele o sarışının aşırı abartılı tepkileri bize resmen öööğğğ dedirtti. Bir de Arap ülkelerine gittiklerinde keşke hayatlarında hiçbir şey görmemiş gibi davranmasalardı. Filmin çoğu dakikasında resmen sıkıldım. İzlemesem daha iyi olurdu ama merak işte.. 

Cumartesi Kahvaltısı



4 yeni tarif denedim bu hafta sonu. Görüp görüp bunu yapayım dediğim 4 tarife. Her seferinde yeni şeyler yapmak çok hoşuma gidiyor.(((Ama bazı tariflerim var ki yapmaktan ezberliyorum:) Ezberliyorum diyorum çünkü hep yeni bir şey yapmaktan pek aklımdan bir şey yapamıyorum :D ))Ama bazen gerçekten pişman olmuyor değilim. Mesela tavada pizza denemiştim, hiç güzel değildi. Üstelik yine böyle kahvaltıya misafirlerim vardı :( Ya da pırtık böreği diye yine Sofra dergisinden bir tarif vardı, hiç beğenmemiştim. Ama bu tarifler misafirlerimden tam not aldı. Benden de..



KAPALI BÖREK (neresi kapalı anlamadım :)

5 adet haşlanmış patates (benimkiler küçüktü)
1 soğan
1 çay bar sıvıyağ
1 su bar süt
tuz ve karabiber
3 yufka (2 yufkayla yaptım, iyi ki öyle yapmışım )
kaşar pey


Haşlanmış pat ezin, içine rendelenmiş soğan, ve kaşar hariç diğer mal ekleyip karıştırın. 1 yufkayı serin ve üzerine malzemenin yarısını dökün. Sonra diğer yufka ve kalan malzeme. Rulo yaparak sarın. Rulo o kadar büyüyor ki 3 yufka yapsaymışım ne olacakmış bilemiyorum. Üstelik kolumdan kalın olan bu sulu yumuşak rulo her an parçalanacak gibiydi. 3 tane olsa nasıl başederdim onu da bilmiyorum :D

Ben börekler de az yufka çok malzeme taraftarıyım. Daha lezzetli oluyor hem de çok fazla ekmek yememiş oluyorsunuz. 

2 parmak kalınlığında kestim ve biraz buzdolabında beklettim. Üzerine kaşar serpip 180 derece fırında 30 dk pişirin. Diyor ama ben yine kaşarı sonra serptim.Bu tarifte üzerine yumurta sürün demediği için pişip pişmediğini anlayamadım ama zaten patatesle haşlanmış olduğu için fazla da bekletmedim.Bu da çoook güzel oldu yaaaa ama hepsi sıcak çok güzel. Soğukta güzeller merak etmeyin.





SOSİSLİ KİŞ

2 domates
3 çarliston biber
3 sosis
yarımşar demet maydanoz ve dereotu
2 yumurta 
2 su bardağı un
yarım çay bardağı sıvıyağ
200 gr beyaz peynir
1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri

Kabukları soyulmuş domatesi küp küp, sosis ve biberleri halka halka doğrayın. Dereotu ve maydanozu ince kıyın. Bunları harmanlayıp, üzerine un, yağ, peynir ve yumurtayı ekleyip, iyice karıştırın. Yağlanmış fırın tepsisine yayın. 180 derece fırında 20 dk pişirin. 

Tarifte fırına vermeden önce kaşar peynirini serpin yazıyor ama ben böyle tariflerde fırını kapattıktan sonra kaşarını serpip tekrar fırına koyuyorum tepsiyi. Zaten hemen eriyor. 

Annem bu tarife bir de kabartma tozu eklersem pufur pufur çok güzel olacağını söylüyor. Ben de kocaman tepsiye yayınca bayaa ince oldu ama.




DEREOTLU RULO BÖREĞİ

3 yufka (ben 2 tane ile yaptım)
2 yumurta
1 demet dereotu
150gr beyaz peynir
3 çorba ka yoğurt
1 çay bardağı sıvıyağ (yarım koydum+yarım ç b süt koydum)


Tüm malzemeyi blenderdan geçirin. 1 adet yufkayı temiz bir zemine serin. Üzerine malzemenin 3 te 1 ini dökün. (Ben 2 yufka kullandıgım için yarısını döktüm.) Üzerine 2. yufka ve malzeme, 3. yufka ve malzeme....  3 katlı yufkayı her iki taraftan rulo yaparak sarın , ortada birleşince ortadan kesip tepsiye alın. ( Ben ise 2 katlı yufkamı 1 taraftan rulo yaptım. Bitene kadar, yani tek rulom oldu. 2 yufka bile yetti arttı. Yalnız sararken suyu akacak gibi fazla oluyor, onu hep dağıtarak sardım. En son kenarlardan akanı kaşıkla alıp kuru kalmış yerlere döktüm.) Buzlukta bir süre bekletin. (Donmayacak kadar) Çıkarıp bir parmak kalınlığında kesip yağda kızartın. 

Gerçekten nefis oldu, kaç tane yediğimi hatırlamıyorum bile.. Ama bir daha ki sefere fırında yapacağım. 





SUCUKLU MİNİ BÖREK

2 yufka
1 su bar süt
1 çay bar sıvıyağ
1 yumurta

yarım kangal sucuk ve 3 domates
1 yumurta sarısı
kaşar peyniri


Yufkaları sigara böreğindeki gibi 8 parçaya bölün. Süt, sıvıyağ ve yumurtayı çırpın. ( daha az miktarlarda koyabilirsiniz, artıyor) Karışımı yufkaların üzerine sürün. İçine daha hiçbir şey koymadığınız yufkaları sigara böreği sarar gibi biraz sıkı sarın. Tam sonuna gelmeden kenarları içe doğru büküp, boşta kalan ucu üstten içe doğru kapatın. Küçük bir havuz oluşuyor. Küp doğranmış sucuğu, küp doğranmış domatesle soteleyin. ( Ben çiğ kullandım, zaten fırında pişti.) Yufkaların içine paylaştırın. Etrafına yumurta sarısı sürün ( Çok gıcık bu kısmı, çok uzun sürüyor )  Üstüne kaşar ve 180 derece fırında üzeri kızarana kadar. Miss




Bu zeytinler benim minik zeytin canavarıma özel. neyni neyni diye en az 10 zeytin yer ve önce zeytini gördüyse karnını bile doyurabilir. O yüzden kahvaltısını bitirince çıkarabiliyorum. Markete girdiğimizde de zeytin görmesin illa yeriz :)

Bu zeytinler kendi bahçemizdeki küçük zeytin ağacından. Annem kırma zeytin olur dedi ve öyle yaptı. Nazilli den getirttiğimiz doğal zeytinyağıyla da buluşunca enfesss oldu...


A


Ve misafirlerimizin her gelişinde getirdikleri şey, artık herkes biliyor sarmayı ne kadar sevdiğimi. Ela da aynı ben, zeytin yer gibi yiyor löp löp :) Allah a şükür.. Gelenler bu kadar değil tabii... Tüm sevdiklerimizi toplayıp getirmişler sağolsunlar. Sanki evde önce liste yapılmış sonra paylaşılmış, hiç eksik kalmasın diye. Haşlanmış mısır (ben 4, Ela m 2 yer en az :) bazlamalar, taze soğan ve taze naneler. Bir  de ''Niye bu  kadar uğraştın, ne gerek vardı tatil gününde yordun kendini, uyusaydın ya'' demezler mi :)



Aslında bu fotoğrafı nasıl çektim hiç anlamıyorum. Hazırladığım o kadar güzel tabagın en ortasına en son yaktığım sosisleri koymuşlar. Ahhh ahhh . Bu arada domates ve taze naneyi birlikte yemediyseniz, üzerine zeytinyağı döküp deneyin. Mükemmel bir tad, evde nane varsa domates hep böyle olur bizde...

Tüm börek tarifleri Sofra dergisi'nden

28 Eylül 2013

Ben Yaptııım :)








Biraz bozuk ve amatör olmasına rağmen, ben de biraz ilerledim galiba bu tırnak süsleme işinde :D Aslında olay ilerlemek falan değil tabii ki sadece daha fazla zaman ayırmak. Bazen ne kadar boş bir iş desem de çok hoşuma gidiyor tırnaklarımla uğraşmak. Oje hastası olmayan anlayamaz bu duyguyu. Hiç işin yok mu kızım senin derdim ben olsam ama bunun işin olmamasıyla alakası yok. Hele şu Eylül ayında öğle araları toplantılar için eve gelemediğim ya da okul çıkışı dosyaların, evrakların başından kalkamayıp 17 de okul kapatılırken Zekiye Teyze 'Sınıfa kilitleyeceğim seni '' demesine karşın off yine bitmediii diye diye eve yürüdüğüm günlerde. O yorgunluğun üstüne Ela nın ilgi bekleyen ve özleyen gözleri.  Bir gün, şu iki haftada bir gün uyuyor buldum Ela yı ve hemen yanına yattım. O kadar mutlu oldum ki hemen dalmışım ve kapı.. Zilin üzerinde ''Ela uyuyor olabilir'' yazdığı için zile basamayan ama kapıyı resmen yumruklayan kim olabilir derken Ela ya baktım. O kadar derin uyuyordu ki duymadı ohh dedim ve kapattım gözlerimi. 2. kez aynı yumruklar :( Allah ım nolur Ela uyanmadan ve benim uykum kaçmadan gitsin dedim. Bu kadar yumruğa rağmen evden tık sesi gelmiyorsa olmadığımızı düşünür nasıl olsa. Yok gitmedi 3. round a geçti. Ben de kalktım kapıya baktım neyse ki döndüğümde Ela hala uyuyordu ama ben bir daha dalamadım.. Kim mi? Ödevini unutan bir öğrencim tabii ki. :) 

Peki hangi ara yapıyorum tırnaklarımı.. Sabah güneş doğarken.. Evet doğru okudunuz. Yıllardır güneş doğarken ve sonrasında uyumak istemeyen ben buna bir çözüm bulamadım. Ama bu sefer karar verdim buna alışmanın bir yolu olmalı. 30 oldum ve hala yarın yarın demek istemiyorum. Bugün, bugün ,bugün... Kitap okumak olmadı, uykumu açmadı, gözlerim kapandı yine. Bir internette takılma bir dışarı yürüyüşe çıkmak bir de tırnaklarımla uğraşmak :) bu haftayı sabah  6 dan sonra gözlerim açık geçirmemi sağladı. Dönüşümlü olarak kullanacağım yöntemlerin arasında en çok hoşuma giden yürüyüş ama havalar iyice soğuyunca olmayacak sanırım. 














Kardeşimin Hikayesi





Yine çok merak ederek okumaya başladığım ama harcadığım zamanınma acıdığım bir kitap. Ve yine ''Çok güzeeell '' tavsiyeleri üzerine elime aldığım bir kitap. :( 

İlk 200 sayfa gerçekten bunalarak okudum ve galiba 1 hafta sürdü bu yüzden  Kitaptaki kız '' Umarım kardeşinin hikayesi bu gece burada kalmama değer.'' derken adama, ben de içimden geçirdim aynı şeyi. '' Umarım kardeşinin hikayesi sıtıntıdan bayılma derecesine rağmen zorla okuduğum bu 200 sayfaya ve Ela uyuduktan sonra sana verdiğim zamanıma değer! ''

Roman okumayı ne kadar çok seviyorsunuz bilemiyorum. Belki de sizin de çok hoşunuza gidecek ya da gitti ve şaşırıyorsunuz yazdıklarıma. Belki yavaş ilerleyen ve sabah kalktım yürüyüşe çıktım, kasabadaki cinayeti merak ettim eve döndüm , kitap okudum ,uyudum, sabah kalktım, temizlikçi kadın geldi vs gibi geçen 200 sayfayı okumak hoşunuza gidiyor. Ama ben film seyrederken de dayanamam bu hareketsizliğe. Birbirinin aynı geçen günlerin neresi benim merak duygumu uyandırsın. Keyif almak filmde ve kitapta merakla başlıyor. Mesela Da Vinci Şifresi.. Neredeyse yiyecektim sayfaları, yoksa 3 günde biter mi kalın bir kitap. Ya da 2 günde bitirdiğim Diriliş. Yoksa sırf kalın bir kitap olsun diye 200 sayfa aynı şeyleri tekrarlamak olmamalı kitap yazmak. 

200. sayfadan sonra merak ettim evet. Hatta oh bee dedim, hızlandım, uyumak istemedim. Ama kısa sürdü, olay öyle saçma devam edip sonlandı ki... Yok hücrede unutulmuş, yok kadın lezbiyen oluvermiş, sevgilisi hastalıklıymış ayyy eski Türk filmlerinde yok bu kadar saçmalık birlikte. Aaa sen benim babam mısın? Hayır yavrum aslında kardeşin yok!! 


14 Eylül 2013

Kafes Böreği





125gr margarin (ben yarı yarıya margarin ve tereyağı koydum.)
4 çorba kaşığı yoğurt
1 çay kaşığı karbonat
aldığı kadar un
yarı kg beyaz peynir
1 demet maydanoz
1 çay bardağı süt
1 adet yumurta sarısı


Küp doğranmış margarin ve yoğurdu, karbonat ve un ile iyice yoğurarak kulak memesi yumuşaklığında hamur elde edin. Ceviz büyüklüğünde bir parçayı hamurdan koparın. ( bu üstüne kafes yapmak içindi ama ben büyük bir tepsiye yayınca üzeri ancak resimdeki gibi oldu çünkü kalın bir hamur yemek istemiyordum. ) Kalan hamuru yağlanmış bir tepsiye yayın. Kenarları hafif kaldırdım. Rendelenmiş peyniri ince doğranmış maydanozla karıştırın. Ben üzerine biraz kuru nane ve pul biber ekledim. Tepsideki hamurun üzerine yayın. Ayırdığınız hamuru elinizde ince şeritler yapıp hamurun üzerine kafes şeklinde yerleştirin. Sütle yumurta sarısını karıştırıp üzerine gezdirin. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında üzeri kızarana dek pişirin. Sıcakken tadı çok güzel. Afiyet olsun :) Sofra dergisinden . 



Cheesecake, Sonunda Evde..



Güzel teyzemizin kibar ve şirin ellerinden...




Evet çoook sevdiğim cheesecake i sonunda evimde yedim.  Dışarıda da her yerde o tadı bulamıyorum. Ama dr. Oetker in bu tarifi evde cheesecake yapmak isteyenlerin tercihi olabilir. Gece yapmaya karar verdiğimiz için evde labne yoktu. Belki içine labne eklendiğinde tam tadını bulacak. Çünkü asıl tad aradaki beyaz kısımda bence. Biz üstüne çikolata sosu yaptık ama böğürtlenli sos olsaydı benim daha çok hoşuma giderdi. Yapımı ise çok pratik, üzerinde yazdığı gibi pişirmeden ve 3 dakikada. Tek sorun tabanı hazırlarken bisküviyle birlikte margarin kullanılması. Ama bir daha ki sefere tereyağıyla denemek istiyorum. Ela ya da tabanından vermemek şartıyla yedirdik ve beğendi:)



8 Eylül 2013

Tırnak Süsleme 2 (Vaktiniz Var mı?)





İlk yazımda, daha çok sadece yüzük parmağının süslenmesinden bahsetmiş ve o şekilde fotoğraflar paylaşmıştım. Zaten oje hastası olan ben bu resimleri gördükçe çıldırıyorum. Ama hastası olduğum öyle tatlı bir şey var ki neredeyse benimle aynı saatte yattığı için O uyanıkken başka bir şeyle ilgilenmek istemiyorum. Bu resimdeki aslında gayet kolay ve çok şirin. Tıpkı diğerleri gibi. Ama siz bir de youtube videolarına bakın. How to make diye başlayan cümleler, sonuna ister tırnak, ister saç, ister tütü isterseniz başka bir şey yazın;çok güzel şeyler yapmışlar. 





Ama bu sefer tüm tırnakları süsleyen modeller dikkatimi çekmeye başladı. Bekar kızlar henüz kendinize ayıracak booolca vaktiniz varken bence uğraşın böyle şeylerle. Ya da şöyle diyeyim ; bacaklarınızı uzata uzata 3 saat ya da 5 saat de olsa bir şeyin başına geçtiğinizde kalkmak zorunda olmuyorsanız, kalkmanızı gerektirecek bir nedeniniz yokken,, bu özgürlüğünüzün, bu zamanlarınızın keyfine varın. Olay sadece anne olmak değil, evlendiğiniz anda hayatınız değişecek. Yanlış anlamayın evlilik çok güzel bir olay saygı ve sevginiz sürdüğü müddetçe. Sadece artık zamanınız sizin zamanınız değil. Sadece size ait değil. Ve ev işleri, ahhh annelerimiz hiç anlamıyormuşuz onları, meğer evde ne çok iş yapıyorlarmış. Çünkü siz bitirdikçe yeni işler oluşuveriyor. Umarım hayalinizdeki hayat müşterektir diye kadının dışarıda çalışmasını isteyipte evdeki işleri de aynı çerçeveden görebilen erkek karşınıza çıkar. Yoksa resmen koca bir adamın bakıcısı ve temizlikçisi oluveriyorsunuz. 

Sanırım başlığımı değiştirmem gerekecek. :)
Haa bu konuda bir erkeğe güvenmek için ben yaparım ben ederim demesine bakmayın. 

Neyse biz tırnaklara dönelim :)













Bu yeni resimlere bakınca ilk paylaşımlarım biraz basit geldi gözüme. Ama baktım ki en çok okunan yazıların arasında o yüzden kıyamadım. Biraz da metot öğrenelim. 













4 Eylül 2013

Marmaris'te Çocuk Parkları


Bunu ayrıca yazmak istedim. Çünkü Marmaris teki çocuk parklarının benzerini daha önce görmemiştim. Ve çok beğendim, gerçekten harika olmuş, çok iyi düşünülmüş. Çok eğlenceli ve çok farklı oyuncaklar var. Mesela bu resimde farklı bir salıncak görüyorsunuz. Ayrıca bu salıncağın altına bir de zincir eklemişler, ki sallanırken yere değip ses çıkarsın diye.







Bu da benim ve çocukların hoşuna giden bir diğer salıncak. Evet ben de sallanmayı çok isterdim ama hiç boş görmedim ki :(  Çocuğunu alan salıncaktaki boşluğa onu oturtuyordu. Ama nedense Ela bu salıncağa oturmak istemedi, o kadar sıra beklemiştik oysa.



Bu salıncak ise bebeklere özel ve bebek ne kadar küçük olursa olsun (tabii oturabilecek kadar büyük olmalı) ya da ne kadar hareketli, farketmiyor. Şekli bir külota benzeyen salıncağın kenarları yeterince yüksek. Geçen sene bu salıncağı gördüğümüzde bayılmıştık ama ne yazık ki Ela nın hep uyuduğu zamana denk geldiği için bindirememiştik. İlk defa Ankara da nasip oldu buna binmesi. Ne yazık ki Deniz lide göremedim.



bu da bir salıncağın merdiveni.




Benim de binmek isteyip binemedim diğer güzel, süper oyuncak. Kim düşündüyse harika bir şey bulmuş, keşke büyükler için de yanına yapsalarmış :) Evet Ela biraz tedirgindi çünkü dümdüz tabak gibi durmuyor bu oyuncak. Bir tarafı diğer tarafına göre aşağıda. Dönerken başınız bir aşağıda bir yukarıda oluyor. Bir de çeviren hızlı çevirdiyse suratın böyle olması doğal.

Amaa buna bindim :) Bu şekilde tutunup dönüyorsunuz, inanılmaz hızlı ve keyifli.




vee Sevde yle çocuklara katıldığımız bir diğeri. Düşmemek için ayakkabılarımızı çıkardık. Tekerin üzerine çıkıp yürüyorsunuz ve yürüdükçe eğimden dolayı teker dönüyor. Birileri çevirirse baya hızlı dönüyor. Üzerinde durabilmek hiç kolay değil, hele yürümek.. Çığlık çığlığa kahkahalar birbirine karışıyor. Düşmek üzere olan kendini düşmeden yere atıyor. Süperdi yaa :)






Tırmanmak içinse çok farklı oyuncaklar düşünmüşler. Burada iplere tırmanırken bazı çocuklarda o aralardaki mavi yerlere oturup sallanıyordu. 



Bu, Ela nın en çok hoşuna giden tırmanma aracı oldu. Belki de Denizli de de olduğu için.




evet en güzel tırmanma oyuncağı buydu.




Bir de çocukların kendi oyunlarını üretip karakterlere bürünebilecekleri oyuncaklar vardı. Mesela resmini çekmediğim bir tanesi, kaydırağın altını denizaltının içi gibi hazırlamışlar. İki çocuk girmiş oraya sürekli konuşuyorlardı. Hatta Ela yanlarına girince ''Yabancı cisim belirdi, lütfen gemimizi terket.'' dediler :)
Bu da çocukların oynadığı diğerleri..



             Bu araba sallanıyor ve direksiyonu dönüyor. Yani şoförcülük oynamak için ideal :)







ve diğerleri









Marmaris




Suyun üzerine Marmaris yazmak.. İyi fikir. Önce müzikle sular dans ediyor,havuzun bulunduğu park doluveriyor bir anda. Herkesin başı yukarıda, ellerde kameralar. En çok hoşuma giden tarafı da müziğin en coşkulu anında suyun da en tepeye çıkması. Sonra müziğin aniden kesilmesiyle suyun da aniden kesilmesi ve havada kalan suyun rüzgarla birlikte izleyenlerin üzerinden geçmesi :) Bu sene aynı su dansını Denizli de de görünce çok sevinmiştim. Bu sene su dansının sonuna yeni bir gösteri eklemişler. Sudan bir perde ve perde de Türkiye nin dört köşesini tanıtan resimler. O da bitince perdede kalan Marmaris ismi..

O gün son şarkı ''Teklif Ediyorum Benimle Evlenir misin?'' diye başladı. Bu ne yaa diye düşünürken şarkı sonunda arkamdan çığlıklar koptu. Bu gerçek bir evlenme teklifiydi. Şarkı pek hoş olmasa da sürpriz işte güzeldi. Kızın arkadaşları sanırım başlarına çiçekler takmışlar. Kızın başına da minik bir duvak geçiriverdiler :)
Solda 4. kız gelin adayı, damat adayının gözünü üzerinden ayırmadığı..



Gösteriden sonra parkın hemen yanındaki oyuncakçıya girdik. O kadar istedim ki o tatlı kızla Ela yı çekmeyi. Ama Ela dükkanın içinde dört dönüyordu. Derken oyuncak bir fotoğraf makinesi takıldı gözüme. ''Ela, hadi bebeğin resmini çek.'' deyince ancak bu fotoğrafı çekebildim ben de..




Burası da Marmaris in her çeşit ürünün bulunduğu onlarca mağazanın ve lokantanın bulunduğu çarşısı. Orada gezmeyi hepimiz çok sevdik. Ama Ela çıldırdı, sürekli oradan oraya koşuyor, nerede daha fazla renk görürse o mağazaya dalıyordu. Bu fotoğraf ise süper tatlı oldu bence :)



ve her önünden geçişimizde mutlaka bahçesine girip masaların arasında dans ettikten sonra şarkı söyleyenlere ilgiyle bakışı.. Ama gerçekten harika müzik yapıyorlardı.




Peki bebeğiyle gezerken bir anne çantasına ne koyar? Cüzdanını, telefonunu, anahtarını ve bebeğin bezini :)




Evet yanlış okumadınız, bu Angels never die mağazası. Ta kendisi...




Hemen içeri daldım, hangisine bakacağımı şaşırdım. Ama buradaki ürünler çok çok abartılıydı benim internette gördüklerime göre. Mesela benim seçtiklerimi ben giyebilirim ama buradaki çoğu ürün bana göre ancak bir konsere, bir parti ya da onun gibi bir yere giderken giyilebilir. 




ve fiyatlar baya yüksekti, 200 liradan aşağı etiket görmedim. Sonra gezerken farkettim ki Marmaris te bir çok mağaza bu markayı satıyor.




Ama benim Ela m Marmaris in en şık kızıydı tabii ki :) Bu sene onun için ayrı bebek kremi almadım. Ona da Shisehido sürdüm ve çok iyi korudu. Geçen sene aldığımız simidi aceleyle almıştık ve şemsiye gibi bir koruması yoktu. Onu bulamayınca bu sene için üzeri kapalı bir simit aldım. Bu da çok iyi oldu.







ve bu fotoğraf :) Ela nın emziğini ağzından kapan oyun arkadaşı merakla onu kendi ağzına alınca Ela yaygarayı kopardı. 




Ela'mdan birkaç kare daha..