Translate

31 Temmuz 2013

İlk Ev Yapımı Oyuncağımız



Aslında çocuklarla ve bebeklerle aktivitelerin olduğu kitaplar aldım. Tam olarak beklentimi karşılamasa da içlerinde hoşuma giden oyunlar vardı. İlk olarak Akıllı Bebeklerin Oynadıkları 365 Oyun kitabında olan bebeğin renk kavramını oluşturmasına yardımcı olacak aktivite çok hoşuma gitmişti. Bebeğin illa ki ağzına götüreceği boyalar vanilyalı puding içine gıda boyası katılarak yapılacaktı. Ne yazık ki gıda boyası bulamadım. Şaka gibi!! 

Sonra Adım Adım Gelişim Setine üye oldum ve pişman oldum. http://nur-ela-m.blogspot.com/2013/03/adm-adm-gelisim-seti-neymis.html Nedenini anlatmıştım.

Amaan dedim zaten biz kızımla çok güzel vakit geçiriyoruz. Yine Mikado yayın. aldığım Çocuğunuzla Eğlenceli Aktiviteler kitabı da setlerden pek farklı değildi. İnsanlar oturup acaba nasıl oyun üretebiliriz diye düşünmüşler ve kitap yazmışlar. Keşke annelere sorsalarmış ya da keşke üç beş anne birleşse şöyle eğitimli ve gerçekten çocuğuyla verimli vakit geçiren, onlar çıkarsa bu kitapları. 16-36 aylar için hazırlanan bu kitaptaki bir etkinlik bebeğin oyuncak ayılarıyla piknik yapması mesela. Biz bu etkinliği Ela 13-14 aylıkken yapmıştık. Tüm peluşlarıyla okul kurduk, oturttuk oyuncakları sınıfa. Ders anlattık, teneffüse çıkardık oyun oynattık. Hatta okul gezisi yaptık, hepsi otobüse bindi (oyuncak sepetine) pikniğe götürdük. Yuvarlak olduk, koyduk ortamıza tabak çanak setlerimizi.. Çook eğlendik, fotoğrafları var eve döndüğümüzde unutmam inş.

Ben böyle vazgeçmişken kitaplarla oyun öğrenmekten, süper bir blogla karşılaştım. Daha doğrusu süper bir anneyle..  http://pasamlayasam.blogspot.com/  Bloğunda gezmeye doyamadım doğrusu ve önce pişman oldum niye biraz da internette araştırmadım diye. Ne güzel etkinlikler yapmışlar, ana-oğlan ne güzel vakitler geçirmişler. Bravo dedim anneye defalarca. Ve oradan aldığımız ilk oyun; mandalları şişeye atmaca :) Bizim tahta mandalımız yoktu o yüzden küçük ağızlı şişeden geçmeyecekti geniş mandallar. Ben de 5 lt lik şişeyi kestim altına bir cep yaptım.


Şişenin ağzından attığı mandalları cepten alsın diye. Keşke cebi biraz yukarı yapsaymışım, biraz dolunca dışarı düşüyorlardı. Cebin etrafını çakmakla yaktım, elini acıtmasın diye. Tüm bunlar Paşamla Yaşam da yazıyor. Bu oyun Ela nın çok hoşuna gitti. Sonra mandalın dışında ne olabilir derken tesbihler geldi aklıma. Biraz zor oldu tesbihleri içine atmak. Yardım gerekti nede olsa benim gibi ucundan tutup havaya kaldırıp diğer ucundan sokmak henüz yapamayacağı bir şeydi. Biz de tesbihi avucumuz alıp hepsini sokmaya çalıştık, baya uğraştı. Hatta sinir oldu :)


Ve her gün çookk severek yaptığı, çok eğlenceli şey; suyla oynamak. 









Vee en son yaptığımız şey gerçekten süperdi. O kadar hoşuna gitti ki anlatamam. Eee hep ben yapıyordum ve o istediğinde ''Olmaz bebeğim, her yeri batırırsın'' Bu sefer tamam dedim al. Onun o keyfi, heyecanı her şeye değerdi. Yeni yaptırdığım tırnaklarım mahvolmuş, aralarına giren boyalar çıkmamış, yaz günü açık ayakkabı giyilir hiiiççç umrumda değil...


Birbirimizin tırnaklarını boyadık..




Okuduğum En Güzel İki Kitap





    Kişisel gelişim kitabı mı okumak istiyorsunuz? Hem de roman havasında.. Gerçekten iki kitabı da bir nefeste, zevkle okudum. Önce Simyacı yı sonra Bir Çift Yürek i.. Demek ki bu tarz kitapları seviyorum dedim ve uzun zaman merak ettiğim, bir çok kere ismini duyduğum Küçük Prens'i okudum. Doğrusu bu iki kitap gibi sürüklemedi beni. Hatta bu hep böyle gidecek galiba sıkıldım deyip bırakmak istedim. (Elime aldığım ara vermeden okuduğum için sıkılmıştım) Ama başladığım kitabı yarım bırakamıyorum ne yazık ki. Çok garip bir duygu, o kitap beni bıraktığım yerde bekleyecekmiş gibi geliyor. Aslında çok ince noktalar var Küçük Prens te ama o noktaları anlatış tarzı sarmadı beni galiba..


26 Temmuz 2013

Mutfak-Kiler ve Dolap içi Dizaynı




Mutfaklara taktığımı söylemiştim. Şimdi de mutfak dolaparının içine bakıyorum. Öyle hazırlanmış dolaplar ve çekmeceler var ki sıra sıra , her şey yeri yerinde. ve her şey çok şık.. Bu sefer önce kırmızı renkten başladım. Kiler sisteminde iki seçenek daha var. Sizce hangisi daha kullanışlı ve derli toplu? 




                                                               Bence bu aşağıdaki;




Beni en çok sinir eden de tencereler ve kapakları. Üst üste yığılmış bir görüntü ve her seferinde hepsinin bozulması ve tekrar düzeltilmesi. O sırada çıkan tencere sesi, takırtısı. Ayy bunun kapağı nerede?











Şu çekmecelere de bayıldım, baharatlıklara da yer ayrılmış. Onlar bile dışarıda kalmayacak. Bunu da söylemiştim; ben mutfağımda tezgahımın üzerinde ya da masada bir tek şey dursun istemem.















Bu resimdeki en üst çekmeceye dikkat edin. Bütün tezgah üstü bezleri, gerekli gereçleri toplamış hem de elinizin altında. İşte bu tam benlik..




Köşe çekmece de gayet iyi yerleşmiş yerine..






Bunlar da çok kullanışlı görünüyor









































25 Temmuz 2013

Yemek Kitaplarım






Alttaki 3 büyük kitap sürekli kullandıklarım. Sofra dergisinin özel serisi. Daha çok ortadaki Sofra yı kullanıyorum. Çünkü onda yemek tarifleri var. Diğerlerini ancak kalabalık misafir geleceği zaman çayın yanına yapacaklarım için açıyorum.

Mutfakta ben nasılım? Saysam aklımdan 20 tarif çıkmaz. Çünkü hep farklı bir şey yapmak, denemek isterim. Çok sık mutfağa girmediğim için daha önce yaptıgımı bile tekrar yapmak için tarifine bakarım. Hünkar Beğendi yi kaç defa yaptım oysa yine de eksik birşey kalmasın diye şöyle bir bakarım. Mesela misafirler için bile hep yeni tariflere bakarım. Sonuç bazen kötü çıksa da farketmez, başka bir şey yaparım.

La Cucına Italıana dergilerinin 1 yıllık koleksiyon arşivi sıradaki.. Bu dergideki tarifler ise inanılmaz gerçekten. Üstelik margarin kullanılmıyor, kurabiyeler bile tereyağıyla. Ama bu dergilere ne zaman bir tarif için baksam hep bir şeyler eksik oluyor. Ben de her seferinde ''Vaktim olduğunda yapacaklarımı ayarlayıp alacaklar listesi yazayım'' diyorum, olmuyor :( 12 süper dergiden sadece 1 tarif yaptım. İtalyan usulü makarna. Kabaklıydı ve nefisti. Bir kaç sefer yapmıştım.


Mutfak Günlüğü ve üstündekileri dergilerin yanında hediye olarak almıştım. Yemek dergileri de çok güzel oluyor ama artık her şey internette o kadar çok ve güzel ki yeni dergi almıyorum uzun zamandır.


Top Kabak ve Domates Dolması





Malzemeler

10 adet küçük top kabak
10 adet küçük yuvarlak domates
1 su bardağı pirinç
1 su bardağı bulgur
kuru nane
zeytinyağı
200 gr kıyma
dereotu ve maydanoz (çeyrek demet olabilir)
sıcak su
2 kaşık domates salçası
1 kaşık biber salçası
5-6 diş sarımsak
1 adet büyük soğan
tuz, karabiber,toz kırmızı biber


Yapılışı

Soğanı,maydanozu ve dereotunu ince ince kıydım. Sarımsağı rendeledim yarısını ayırdım.Sebzelerin tepelerini kapak olacak şekilde kestim. Kabakları alacalı soydum, içini kaşıkla(çay kaşığı) oydum ve biraz tuz serptim. Domatesin de içini boşalttım. Pirinç ve bulguru yıkayıp bir kaba boşalttım. Üzerine kıyma, soğan, biraz kuru nane, tuz ,karabiber, dereotu ve maydanoz, sarımsağın yarısı, 1 er kaşık domates ve biber salçasını ekledim. Üzerine domatesleri oyarken çıkan domates sularını da ekledim. Yarım çay bardağı kadar sızma zeytinyağı ve yarım çay bardağı kadar su ekledim. Ben kuru kuru dolma sevmiyorum bunlar o yüzden. Siz isterseniz suyu ve domates suyunu eklemeyin. Tüm malzemeyi iyice yoğurdum. 

Malzemeyi sebzelerin içine, sıkıştırmadan doldurdum. Tencereye sıraladım. Sebzelerin üzerini geçmeyecek şekilde içine 1 kaşık domates salçası, 1 tatlı kaşığı kadar toz kırmızı biber ve sarımsakların yarısını eklediğim sıcak suyu döküp pişirdim.

Sonunda istediğim dolma lezzetine ulaştım bu dolmayla. Malzemeyi özellikle çok yaptım. Burada 10 kabak ve 10 domatese göre malzeme yazdım ama benimkini sormayın artık.Konu komşu yiyelim diye. :)




Sadece soyarken ellerim bu hale geldi. Ve baya zor çıktı. :)




İçini oymak hiç zor değilmiş aksine çok keyifliydi. İçleri biraz kızarttık üzerine yoğurt döktük. Çok güzel oldu, sadece iç olduğunda yumuşacık bir lezzet.



Hazırımmm.. Şu iç malzemenin renginin güzelliğine bakın siizz..




İlk önce bu şekilde sıralamıştım ama baktım olmayacak. Su döksem dolmaları aşacak. Ben de kabakları ayrı tencereye, domatesleri ayrı tencereye sıraladım. Suyunu da içlere kaçmayacak sınıra kadar koydum.
Haa bibere gelince, son anda buzdolabının içinde kalan 2 biberin farkedilmesi..

Bu video da nasıl kabak oyduğumun görüntüsü :)


video

Afiyet olsuunnnn :)







24 Temmuz 2013

Bebeğimin Kahvaltısı





                  2 gün önce fotoğrafını çektiğim Ela nın kahvaltısı. Ela 21 aylık ve bu kahvaltıyı neredeyse bitiriyor artık. Bazen tabakta hiçbir şey kalmıyor. Bazen hepsinden az az kalıyor. Çok nadir neredeyse hepsi kalıyor.

    Tabakta 1 köy yumurtası kızartması ( ya haşlama ya kızartma ama her gün yumurta var), 1 küçük salatalık (genelde en son eline veriyorum kendisi bitiriyor. ), 5-6 bazen 10 kadar zeytin ( tam bir zeytin hastasıyız, neynii neynii diye hiçbir şey yemesek zeytin yeriz ama zeytinlerimiz kendi yaptığımız hatta zeytinler halamdan; zeytin tarlaları var. ) , biraz keçi peyniri ( önceki yazılarımda bahsettiğim çiftlikten aldığımız peynir. Ela geçen yaz peynir yiyordu sonra bir bıraktı ağzına almadı. Şimdi bu peyniri yemege başladık şükür. Tamamen doğal ve çok lezzetli. ) , yarım köy domatesi. Ve çay. (genelde ıhlamur içine biraz nane, biraz kekik koyuyorum ve limon sıkıyorum, asla şeker koymuyorum. Çayını çok seviyor ve 1 bardağı bitiriyor çoğu zaman. Bazen sonuyla oynuyor elini sokup. Evde hep çay saati olduğundan ve ben de siyah çay içmesini istemediğimden ona bu çayı yapıyorum.)

   O maydanozları yine yiyemedik, boğazımıza takıldı ne yazık ki .. Ara ara deniyorum ama sanırım azılar tamamlanmadan tam çiğneyemediği için daha maydanoz yiyemeyecek. Ama yemeklerde salata yemeğe başladı yaklaşık 1 aydır. Bu arada ilk dişimiz 10 aylıkken çıktı ve diğerleri de hep çok zaman aralıklarıyla çıktığı için ağzımızda daha 13 dişimiz var.

   Aslında bu kahvaltının yanına zeytinyağı da koyuyorum, halamlardan aldığımız yani saf sızma zeytinyağı. Ekmeğin içini bandırıp yediriyorum, az da olsa öyle yiyor. Bazen patates kızartması, çok nadir sucuk, sosis ekleniyor bu kahvaltıya. Bu tarz yiyecekleri aslında hiç yedirmek istemem. Kahvaltı yapmak istemediği zamanlar akşamdan kalma çorbasını içiyor.

   Ela ek gıdaya ilk geçtiğinde çok zor yiyen bir bebekti. Bazen 3 kaşığı yediremiyordum, ağzını bir türlü açmıyordu. Bu yüzden çok az kilo alıyorduk. Sonra elinde bir şeylerle oyalanarak yemeğe başladı. Önünde veya elinde oynayabileceği, kurcalayabileceği ( ve aynı zamanda ben sürekli konuşuyorum, anlatıyorum tabii ) bir şey olduğunda kendiliğinde ağzını açmaya başladı. Bu arada hep benim kucağımda yemeğe alıştı. Genelde balkona yere oturuyordum ya da masada sandalyeye oturup bir sandalyede ayaklarımı uzatmak için koyuyordum ki Ela yı kucağıma alabileyim. İlk kahvaltılarımız en az 1 saatte bitiyordu hiç abartmıyorum. Artık elimizden geçmeyen oyuncak, ıvır zıvır kalmıyordu Ela nın oyalanması için. Çorbasını ya da yoğurdunu yedirmek daha kısa sürüyor. Bir de pilav, makarna, balık, tavuk ve köfteyi çok seviyor. Meyveyi eline veriyorum kendisi yiyor. Bazen de hiç canı istemiyor..

   Anneler bilir, Ela yediği zaman çok mutlu oluyorum.

   Geçen yaz kilo almadığı için ve sütümle doymadığı için Similac High Energie ye başladık doktorumuzun önerisiyle. Arada SMA da aldım. Bu arada değişik balık yağları ve vitaminlerde kullandık. 15 aylık olduğunda ara ara inek sütü vermeye başladık. 18 aylık olduğunda tamamen inek sütüne geçtik. Bulursak keçi sütü de alıyoruz. Bu arada beni emmeye de devam ediyor günde 3-4 defa.

  Ara ara yine kucağımı istese de artık sandalyeye oturuyor. Herkes sandalyede olunca onunda hoşuna gidiyor. Mama sandalyesi almadık, kucagımda zor yediği için. Masaya sabitlenen sandalyeden almıştım, hiç oturmadı. Şimdi bizim oturduğumuz sandalyeye oturuyor.


 

23 Temmuz 2013

Modern Mutfaklar


     Şu sıralarda mutfaklara taktım kafayı. Yeni mutfaklar müthiş gözalıcı. Renkler harika, ferahlık veriyor özellikle beyaz. Geçen senelerde bu dizayn bana banyoya girmişim gibi (ya da yatak odası gardrobuna benzetsem de) hissettirse de gittikçe daha çok hoşuma gidiyor. Özellikle herşeyin yerinin olması tam da benim istediğim şey. Çünkü ben tezgahımda bir tek şeyin varlığını bile istemem. Bulaşık sepetim bile yoktu benim. Şimdi oturduğum lojmanın mutfağı küçük ve dolapları çok yetersiz olduğu için mecburen dışarıda bir şeyler duruyor. Belki de bu yüzden bu resimlere bakmaya doyamıyorum. Ve bir tanesinden istiyorum, istiyorum, istiyorum...

İşte beyazlar..














Beyaza biraz renk katınca da mükemmelll..










Biraz daha renk, biraz daha..







Şimdi beyazı çıkaralım aradan (sadece duvarlarda kalsın) bakın böyle de çok güzel olacak..






Renkleri seviyorum, bu kadar canlı renkler hayatımızda olmalı bence. Mesela duvarlarda daha canlı, daha koyu renkler olmalı evlerde. İnşallah evim olduğunda her odayı farklı renk istiyorum hatta duvarlar bile yerine göre farklılaşmalı. Bazılarına bu isteklerim değişik bazen de garip geliyor. Olabilir zevk meselesi. Bi ara o tarz fotoğraflar toplarım.

Şimdi benim renklerim geliyor. Kendi evimde de hakim olan 3 renk. Kırmızı, siyah ve beyaz (krem de olabilir) Çok asil ama ya çok asil. Çok şık, çok uyumlu, çok çekici. Daha ne diyeyim..















Böyle de güzell..

















Not: Resimlerin hepsi google görsellerinden alıntıdır.

20 Temmuz 2013

Bebek Güvenliği


    Zaten hepsini biliyorsunuzdur. Köşe koruyucular, priz kapakları, çekmece,klozet, dolap vs kilitleri, kapı stoperi,  Henüz almayanlar için aldıklarım arasından işe yarayanları ve daha iyi olanları yazayım. Ama öncelikle şunu söyleyeyim ki bunları internetten almayın çünkü hep daha yüksek gösterip söz de indirim yaparak dışarıdaki fiyattan da yüksek bir indirimli fiyat koyuyorlar.

  Köşe Koruyucular: İlk aldığım köşe koruyucunun(aşağıdaki) içinde yapışkan yoktu, vidalıydı, onu kullanamadım.




Daha sonra aldığım buydu ; tv ünitesinin köşelerine, sehpa köşelerine yapıştırdık. 2-3 ay sonra Ela hepsini söküp çıkardı :) Zaten köşelere değil kenarların üzerine düştüğü oldu. 




Kenar koruyucu sordum bunları alan her satıcıya. Yok öyle bir şey demeyi çok iyi biliyorlar. Bilmiyorum, duymadım deseler olmaz direk insanın gözünün içine bakıp hayır öyle bir şey yok!!  İşte varrr!!










Dolap Kilitleri: Gerçekten işime yaradılar mutfakta ve salonda. Yatak odamın çekmeceleri dümdüz olduğu için onları zaten açamıyor ama mutfak hep ilgi alanı oldu. Ta ki kilitler takılana kadar. Annem bir kaç sefer açmak istediğini, açamayınca artık denemediğini söyledi. Onların da her çeşidini aldım, yapışkanlı olanları kullandım. Onlar daha dayanıklıydı ama aralarında pes edenler oldu :) bu resimdeki benim kullandığım;





Bu kilidi de kullandım, bu da çok pratik ve yapışkanlı olmadığı için sürekli kullanım sağlıyor.




Ama şu şeklinden dolayı aldığım kilit çok saçmaydı. Açması çok zor; aynı anda tek elinizle 2 noktaya birden basmanız gerekiyor. Diğer elinizle de sapları takıp çıkarmanız gerekiyor.



Priz kapakları:Kullanılmayan, açıkta kalan, Ela nın ulaşabileceği tüm prizleri kapattık, ne olur ne olmaz.

Klozet kapak kilidi: Yapıştırdık ama aynı hafta kendiliğinden yapışkanı çıktı.

Bir de  fırın ve buzdolabı için kilitler var, benim fırınım küçük ve yukarıda olduğu için ben almadım. Ocak için de önünü geren korumalar var, ileride boyu uzadıkça lazım olur mu bilmiyorum. Soğuk, sıcak, tehlikeli kavramlarını öğreniyor ama işte çocuk bu değil mi?


Kapılar için de kapı stoperleri (ben almadım)









Pencere kilitleri de var, henüz almadım.

Ve gerekli olabilecek diğer önlemler;












Allah küçük meleklerimizi korusun..