Translate

27 Şubat 2013

Ankara-Çayırhan Cumhuriyet İ.Ö.O 4-A ve B Dans Gösterisi



   İşte benim kızlarım...

   Ankara'ya tayinimin çıktığı ilk yıl 4. sınıfları aldım. Mart ayı. Okul toplantısında Müdür Bey her sınıfın sene sonu için herhangi bir gösteri hazırlamalarını söyledi. Aklımda tek bir düşünce vardı. Dans gösterisi. 2 tane 4. sınıf vardı ve 20 den fazla kız. Eleme yapmam gerekiyordu ve şarkının başındaki hareketi (çıkçkı derken yaptıkları) yapabilen kızı aldım. Ha bu arada o sırada 2 buçuk aylık hamileydim!!

  Çalışmalar çok eğlenceli geçti. Kızlar dediklerimi kolayca yapıyordu,sadece birbirleriyle uyuma biraz uğraştık. Kısım kısm çalıştık. Dansın bir kısmında Shakira ve Beyonce'un  Beautifu Liar klibindeki dansın bir kısmı var. Eğer uğraşmaya karar verirsem benim minikleri 23 Nisan için hazırlamak geçiyor içimden ama bu sefer Zeybek olsun değil mi?

Buharda Pişirici


   Geçen yine brokoli çorbası yaptık. Ama bu sefer sebzeleri buharda haşladım. Videoda gördüğünüz basit aracı marketten 10 liraya aldım.(net hatırlamıyorum 15 de olabilir) Gecen sene elektrikli buharlı pişirici almıştım, 2 kere arızalı çıkınca vazgeçmiştim. Buna bayıldım üstelik havuç bile olsa kısa sürede haşlanıyor. Tavsiye ederim..

   Biz alıştık mutfakta birlikte yemek yapmaya:) Bana yardım etmek çok hoşuna gidiyor. Gerçi benimle ne yapsa zevk alıyor güzel kızım beni çok özlüyor. Bilgisayarı O uyanıkken kucagıma aldıgımda dibimden ayrılmıyor ya O da bakacak ya da kapanacak. Minicik elleriyle çat diye parmaklarımın üzerine kapatıveriyor.

25 Şubat 2013

Parmesanlı, Zeytinli Ekmek

   Uzun zamandır merak ediyordum bu peynirin tadını. Bir programda bir şef ''Kızım sadece parmesan yiyor, başka peynir yemiyor.'' dediğinde ''Tamam'' dedim. (Bir ara süzme peynir yiyordu artık onu da yemiyor. Ancak tarhana çorbasına karıştırısam öyle yiyor.)Parmesanı da yemedik, zaten ben de tadını pek begenmedim, dogrusu yüzümü buruşturarak az birsey yiyebildim. '' Hay Allah, tariflere bakayım bari, bu kadar ünlü olmasının bir sebebi olmalı''derken..

  Mutfak Sırları sitesinden sırf kızım kuru kuru ekmek yemeyi seviyor diye bu tarifi seçtim. Ertesi gün akşam 9buçukta başladık Ela'm la. Bu aralar yeni bir hareket çıkardık. Yerinde oturmayı pek sevmiyor, kucagımdayken ''.... yapalım mı?'' diyorum , hemen '' Hadi, hadi.'' diye sırıtarak kafa sallıyor. Biz de hemen kalkıyoruz. Mutfaga gittik ve başladık...


Malzemeler:
3 adet yumurta
1su bardağı rendelenmiş parmesan peynir
1 su bardağı kek un (içinde kabartma tozu var)
1 su bardağı çekirdekleri çıkartılmış zeytin
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 tutam ince kıyılmış taze nane
Yapılışı:
1-    3 yumurtayı yoğurma kabına kırın. İçine 1 su bardağı parmesan peynirini ekleyerek çırpıcı ile karıştın.
2-    Yoğurma kabına un, taze nane ve zeytinyağını ve zeytinleri ekleyerek karıştırmaya devam edin.
3-    Muffin tepsisini yağlayın, yemek kaşığı ya da dondurma kaşığı yardımıyla hamuru tepsiye bölüştürün.
4-    180 derece fırında üzeri kızarıncaya kadar yaklaşık 15-20 dakika pişirin. Sıcak ya da ılık servis yapın.


Devamı için: http://mutfaksirlari.com/parmesanli-zeytinli-ekmekler.html/comment-page-1#comments#ixzz2Lxs9m1k6





evet o köşedekini Ela m yedi :)

Önce eve müthiş bir koku yayıldı. Hımmm parmesanın kokusu galiba derken 20 dakikayı zor geçirdik kızımla,mutfaga sefer yaptık kaç kere. Her gidişimizde aynı laflar; ''Aç, aç'' ''Biraz sonra annecim, ekmekler pişsin, fırın tinggg diyecek ama ellemee çok sıcak'' Ve sonunda sıcak sıcak bir tabağa aldık, sogusun diye böldük. Vee benim iştahsız kızım, akşam çorbasını içen kızım bir taneyi önümde bitirdi.

Sonra ben o saatte 2 tane yedim, dayanamadım. Bir ekmek ancak bu kadar lezzetli olur. O parmesan neymiş meger! Nasıl bir koku, nasıl bir aroma, kendimi zor tutuyorum daha yememek için. Bir de nanenin tadı öyle nefis geliyor ki, kesinlikle deneyin, sayısı size de az gelecek. Parmesanla başka tarifim olmasa da,artık parmesanı almak için çoook nefiss bir nedenim var. Teşekkürler Mutfak Sırları



24 Şubat 2013

Harlem Shake



Umarım bu sefer videonun altına yazı yazmayı başarırım. :)  Bu dans çıkalı bayaa olmuş belli, insanlar neler neler yapmışlar. Doğrusu benim de hoşuma gitti. Ve sınıfta yapmayı düşünüyorum :D Önce tek kişinin dans ettiği kısa videolar sonra biranda çılgınca dans eden insanla doluyor. Askerlere, ofistekilere, Mario lara ve daha bircoguna bayıldım..

20 Şubat 2013

Sivrisinek Kabusumuz


     Benim bildiğim sivrisinekler yaz gelince olur, kış gelince olmazdı.Bir gün 12 ayı da sivrisinekli geçen bir yerde yaşayacağım hiç aklıma gelmezdi. İnanılmaz değil mi? Burada (Ankara-Çayırhan) sivrisinekler hiç ölmediği gibi, hiç gizlenmiyorlar da. Apartman merdivenleri sivrisinek dolu, kapıyı açtığınız anda içeri dalıyorlar. Tüm pencereler, balkon kapıları telliydi geldiğimizde. Buna ragmen dış kapının dışında da girdikleri bir yer var ki evden hiç eksik olmuyorlar. Biz öldürdükçe onlar çoğalıyor. Akşamları gözlerimiz duvarlarda geziyor sürekli. Evet elimizle öldürüyoruz. Yavaşça yaklaşıp onu duvara yapıştırıyoruz. Sivrisinek manyağı gibi birşey olduk. ''İştee, gördüm seni; pislik!! Şimdi canına okuyacağım'' gibi laflar eder mi insan sürekli.Hele birde duvara kırmızı kan çıktıysa; '' Demek sendin kızımın burnunu ısıran...'' Sayıp dökmeler...

   Eylül ayında tasındık ve buranın sivrisinekleriyle o zaman tanıştık. Küçük meleğim birkaç ısırıktan sonra alerji oldu ve heryeri kıpkırmızı kabardı.O kadar kötü görünüyordu ki görenler ''Bu bebeğe ne oldu? Ne çıkarıyor? diye soruyorlardı. Gece ''Allah'ım lütfen kızımı ısırmasınlar, beni ısırsınlar'' diye dua etmiştim.İlaç kullandık ve tabi sonra O da bağışıklık kazandı. İlk olarak prize takılan sinek ilaçlarından aldım işe yaramadı. Tüm evi ilaçladık defalarca, işe yaramadı. O gün rahatladık derken ertesi gün yine aynı. Heryeri tıkadık aynı. Apartmanı ilaçlasan da farketmeyecek çünkü dışarıda hep varlar. Göle çok yakınız ve sanırım orada yaz kış çogalıyorlar. Birisi lavabodan, tuvalet deliğinden giriyorlar demişti.Olabilir mi?

   Çaremiz yattığımız odanın kapısını sürekli kapalı tutmak oldu ama yine de hafta da 1-2 de olsa ısırılıyoruz.
Geçen internetten yeni birşey aldım.Tenis raketi gibi bir sivrisinek öldürme aleti. Raketin içi telli ve sivrisineğin olduğu yere tutup düğmeye bastığınızda oraya elektrik gönderiyor. Sinek orada yanarak can veriyor,cesedi bile kalmıyor. HAhahahahhaaaaa çok mutluyum inanın. Hem elim kirlenmiyor hem duvarım.

12 Şubat 2013

Öğretmenlik 2 (Children see. Children Do)





  Galiba zamanla Öğretmenlik serisi oluşturacağım:)

   Ama bu serime olumsuz bir yazımla başlamak istemezdim. Çünkü mesleğimi çok seviyorum. O günün verdiği hislerle ilk yazım öyle oldu. Oysa tayin edildiğin yerde yaşamak zorunda olmak öğretmenlikle ilgili değil aslında, düzenlemelerle ilgili ya da düzenleyememeyle..

   Bu sene 1. sınıf okutuyorum. 1. sınıf okutmak bambaşka güzel benim için çünkü ancak o minikler bazı şeyleri öğretebiliyor bizim gibi koca insanlara.

   Seslere yeni başlamıştık ve dogal olarak öğrencilerden bazıları sesleri yazmada zorlanıyordu. Ben tek tek dolaşıp, yapamayan çocukların ellerini tutarak gösteriyordum. Sonunda herkes o günkü sesi istediğim gibi yapmıştı, bir kızım hariç. Defalarca yanına gidip gösterdiğim halde her gittiğimde farklı birşey yaptığını görüyordum. Diğerleri güzel güzel sayfalarını bitirmeye uğraşırken ben onun yanına oturdum ve baştan başladım. Ama birtürlü yapamıyordu. Sonunda sesim yükseldi ve kızmaya başladım.Defterini kapattım ve hiçbirşey yapmamasını söyledim. Hiçbirşey söylemeden sadece baktı, ben de gidip oturdum ve zil çaldı.

   Öğle arasıydı, herkes gitti. O gitmedi. Ben masanın arkasında vucudum yana dönük oturuyordum, O da sınıfın ortasında dikilmiş öyle bana bakıyordu. Dönüp gitmesini bekledim bir süre, gitmiyordu. En sonunda sorarcasına ismini söyledim. Adını söylmemle bana doğru koşmaya başladı ve gelip kucağıma atladı. Hıçkırarak ağlıyor ve boynuma sımsıkı sarılıyordu. O anda ben bittim, hem pişmanlık hem şaşkınlık hem de ne diyeceğimi bilmiyordum.

  Daha 6 yaşında sessiz bir kızdı. Aslında belli etmesine gerek yoktu bana olan sevgisini. Her küçük çocuk gibi öğretmenini çok seviyordu. Yapamamasının verdiği üzüntünün üstüne bir de benim ona kızmam eklenmişti. O an istediğim tek şey zamanı geri almaktı. Sadece zamanı geri alıp ''Hadi kızım çok yoruldun biraz dinlen sonra birdaha deneriz'' demek istiyordum.

   ''Ağlama kızım lütfen ağlama'' diyerek onu zorla boynumdan karşıma aldım. Gözyaşlarını sildim, öptüm, özür diledim defalarca. O sonunda gitti, bense sınıfta kaldım.

   Öğretmenliğin belkide en güzel tarafı size sabırlı olmayı, kendinizi olağanüstü kontrol edebilmenizi öğretmesi. İçinde kötü niyet olmayan, sizi saf sevgiyle çok seven çocuklar. Yaramazlıkları olumsuz birşey yapmak istemelerinden değil, sonucu henüz düşünemediklerinden. Onların saflığını zamanla biz bozuyoruz, biz öğretiyoruz onlara olumsuz duyguları ve başka tüm kötülükleri...



11 Şubat 2013

Anne Olunca

 

    2 haftalık tatilimizde neredeyse hergün dışarı çıktık kızımla (Şubat ayında). Havalar güzel, bize gezmek hep güzel. Mahalledeki başka bebişler  köye gittiler hasta olup geldiler, biz olmadık.Derken dönmemize 2 gün kala ''gribal enfeksiyon'' dedi doktor. Burada kızımla yerde yatıyoruz, yanına her aksam koyduğum yastığı o gece koymayı unutmuşum. BİR KERE UNUTTUM!! Ela'm döşekten aşagı kaymış hatta koltuğun altına girmiş, orada uyumuş.Üzerinde tulumu olsa da üşümüş.

    Bana en çok söylenen şey; ''Aman kızım dikkat et , dönmeye başlayınca tek başına bırakma!'' Ela 6. ayında henüz dönmeye başlamamıştı. Önündeki parmaklıklarını henüz takmadığımız beşiğinin köşesine yarım oturttum. Aynı odada o dakikada elindeki oyuncağı kucağına düşmüş ve doğrulmuş. Sonra oyuncak önüne düşmüş ve eğilmiş. Sadece ses duydum ve o anda anladığım şeyi düşünmek dahi korkunçtu. Onu yerde gördüğüme inanamıyordum, o an yaşanmamış gibiydi zihnimde çünkü ''bu nasıl olur'' du. Daha dönmüyordu!!

   Önceden nasıl bir insan olduğunuzun hiç önemi yok. Umursamaz, aldırmaz, rahat ya da bir cok konuda olmasa da olur diyen.. Sakar, uykucu, düzensiz, plansız hatta kirli ya da aşırı titiz. Belkide yıllardır değiştirmek istediğiniz ama yapamadığınız,istemediğiniz alışkanlıklarınız vardır. Bunların hepsini unutun çünkü  anne olunca o melekle birlikte siz de yeniden doğuyorsunuz adeta. Hayatınızda daha önce bir cok yeni başlangıç olmuş olabilir. Bu bambaşka , başka hiçbirşeye benzemeyen bir süreç. Öyle ki artık geri dönüşü yok. Yoruldum bir ara istiyorum yok. Ne kadar çılgın bir genç olursanız olun bebeğiniz olunca artık ANNE siniz.Artık dikkatli, düzenli, ayrıntıları düşünen, titiz, planlı, düşünceli ve bir kere bile unutma hakkı olmayan bir kadınsınız. Daha önce yaşayarak tecrübe ederken hatta olumsuz sonuçlarda neyse diyebilirken artık ''Hiç aklıma gelmedi'' deme hakkınız da yok, baştan düşünmeniz gerekecek.

  Yıllarca erken yatıp erken kalkmayı alışkanlık edinmek isteyen ama asla beceremeyen ben.. Saat gibi bir kızım oldu,sabah 7 de uyanan:) Yıllarca haftanın 4-5 günü pilates yapmayı alışkanlık haline getiren, yapamadıgım gün rahat edemeyerek gece pilatese başlayan ben.. Hamileliğin son ayı aldığım 22 kilonun beni ne kadar güzel ne kadar tatlı gösterdiğini  söylerdim. Canı çok tatlı olup bir iğneye bile dayanamayan ben.. Kızım için en iyisi normal doğumsa, herkes nasıl yaşıyorsa ben de yaşayacagım derdim. Dışarıda ya da tv karsısında ne kadar vakit gecmiş önemli değilken şimdi tv u hiç açmadığım ve dışarı çıkmadığım hatta hiç ev işi yapmadığım günün nasıl geçtiğini anlamıyorum. Önceden gayet rahat bir şekilde sonra yaparım dediğim birçok ev işini şimdi erteleyemiyorum. Özellikle emeklemeye başlayınca süpürgeyi. Dolaplar kilitli, köşeler korumalı, prizler kapalı.

   Zamanla bunlara alışıyorsunuz. Beyniniz hep önce düşünmeye başlıyor zaten. Gözleriniz tarayıcı gibi bebeğinizin üzerinde gezerken siz hep bir saniye sonrasını düşünüp yapmanız gerekeni yapıyorsunuz. Yinede özellikle söylemek istiyorum. (Ela'yı beşikten düşürdüğümde bunu öğrendim.) Henüz dönmüyor, kalkmıyor diye belli bir aydan sonra(çünkü bu her bebekte değişir) bebeğinizi düşebileceği bir yerde yalnız bırakmayın. İlk dönüşünü, ilk doğruluşunu göremeyebilirsiniz!! Bunun içinizdeki pişmanlığı ve acısı hiç geçmiyor.

   Ek olarak; bebeğinizin ulaşamayacağı ev işlerini hala erteleyebilirsiniz, kendinizi fazla yormaya gerek yok. Bebeğiniz sabah uyurken siz de uykunun keyfini çıkarın bence ama hep yanında yatarsanız sizsiz uyumayabilir. Bebeğiniz biraz büyüyünce eski günlere kolayca dönebilirsiniz eğer onu bırakacagınız biri varsa. 3-5 saat sizsiz durmaya alışması lazım çünkü sizin de artık dışarıya onsuz ihtiyacınız var. İlk seferlerde bu süreyi uzun tutmayın ki yaşadığı sadece özlemek olsun, üzülmek değil. Özellikle sizi istediği zamanlarda çıkmayın. (Ela 'nın sadece benimle uyuduğu günlerde konsere gitmiştim. Hep saatinde uyuyan bir bebek olduğu halde uzun süre uyuyamamış ve ağlamış. Daha sonra annemle de uyumaya alıştı, şimdi geceleri olmasam da oluyor) İşte tam burada önemli bir ayrıntı var. Ne yazık ki nasıl olsa anneme bıraktım diye ben bunu düşünemedim. Bebekler gözlerinin önünde olmayan birşeyi yok zannederler.Bu yüzden annelerinin tekrar geleceğini düşünemezler. Bunu onlara evde zamanla öğretmek gerekir. Önce oyunlarda oyuncakları saklayıp tekrar ortaya cıkararak sonra kendinizi.Onu odada kısa süreli yalnız bırakarak ve çagırdıgında hemen yanına gidip hep varoldugunuzu göstererek. Ve bu zamanı onun alışmasına göre uzatarak. Ama bunlar yeterli değil tabii bir aşama, başlangıç olarak düşünebilirsiniz. Ela küçük bebekken 10-15 dk bensiz durmaya alışmştı. İlk uzun süreli ayrılığımız 6. ayında dişimi yaptırmaya gitmemdi. Sabahtı, karnı toktu, uyku saati değildi ve 1,5 saat sürmüştü. 2. ayrılık o konser olunca olmadı!!

devam edeceğim..

4 Şubat 2013

Sarai Sierra

Benim yaşımda bir kadın..
Benim gibi ; bir anne,
Benim gibi ; fotoğraf çekmeyi seviyor...
Gezmeyi seviyor, çocuklarıyla gülmeyi, eğlenmeyi, eminim kitap okumayı, şarkı söylemeyi, yüzmeyi..

Seviyordu..

İstanbul'da; dünyanın en güzel , en ünlü şehirlerinden birinde
yalnız başına bir kadın
yine

öldü

ÖLDÜRÜLDÜ...

   Lanet olsun! Bir kadına, bir insana, bir CAN 'a bunu yapabilecek herkese..  Gücünü, kuvvetini böyle gösteren bütün erkeklere! Bir 'anne' den doğup, başka 'anne' lere saldırabilenlere..

   Ne için...?

   Rahat rahat gezebilmemiz için illa kalabalık içinde mi olmalıyız biz? Ya da yanımızda bir erkek mi olması gerekiyor her seferinde, güvende hissetmemiz için? Biz böyle büyüdük.. ''Akşam ezanında evde ol kızım!''
'' Erkek kardeşinle git,gel'' Biz alıştık, biz öğrendik. Ya Sarai?