Translate

29 Ocak 2013

Öğretmenlik!!!


 Bugün kızımla küçük bir alışaveriş merkezinde gezerken bi ara kötü hissettim kendimi. Yaşamak istemediğim aslında hiç hayal etmediğim bir yerde yaşıyorum. Oldum olası küçük yerleşim birimlerini sevmem.  Çocukluğumda babam haftasonu köye gitmekten bahsettiğinde sıkılırdım.

  Önce Urfa.. Urfa' nın en uzak ilçesinin en uzak köyü.. 2 yıl...
  Kendimi kandırmaya çalışırdım, akşam ilçeden köyüme giderken küçük küçük yanyana gibi duran onlarca köy ışıgına bakar; '' Büyük bi şehrin ucunda yaşıyorsun say'' derdim.

  Tıpkı bir kutuya kapatılmış gibiydim. Kutunun üstü mavi , diğer yanları kahverengiye boyanmış. Bi tarafım köy, bi tarafım tarla, bi tarafım mezarlık... Okul ve lojman bitişik binada, kapımı açıyorum, 10-15 adım okula giriyorum. Sonra tekrar eve dön. Tek öğretmenli okul!! Ne kadar insan tanısan senin gibi değiller, muhabbet bi yere kadar. Araç yok, yollar kötü. Hem ilçeye gitsen pek fark yok, köyün biraz büyüğü..  En büyük zevk markette dolaşmak, kuaföre gitmek :)

  Ne günlerdi yaa.. Allah' tan çocukları seviyorum.

  Şimdi...

 Farklar:   Daha büyük bir okul, daha çok arkadaş ( güzel )
                Daha büyük bir ev ve sevdiğim eşyalar ( bu da güzel)
                Dilimi konuşan, benden çok farklı olmayan insanlar ( tabii ki güzel)
                Gölün dışında gidecek bir yer olmasa da en azından sokakları:) caddeleri olan yani çıktıgımda yürüyebileceğim bir yer..

Benzerlikler: En büyük keyfim yine market(soğuk havalarda) ve internet
                   (Kuaför yok yaa var da yok)
                   Merkeze çook uzakk..
                 
  Ama bütün bunlar bugün kendimi kötü hissetmemi engelleyemedi ne yazık ki..  Sürekli şikayet eden, isyan eden bir insan değilim ama istemediğin bir yerde yaşamak zorunda olmak zamanla insanı yoruyor. Zamanla insan daha çok sıkılıyor. Özellikle ailenden uzak olmak ne yazık ki çalışırken tatili düşündürüyor.

  Ve hep evde oturmak.. Havalar ısınsa da göl kenarına gitsek diye bütün kış evde oturmak.

 (Ha ev gezmelerini hiç sevmem, oldum olası sevmem. Öyle çok arkadaşım da yoktur benim. Biriyle saatlerce hoş muhabbet etmek için zaman gerekiyor ama zamandan önce kafa yapında insan gerekiyor. Bir de küçük bebeğin varsa bütün zamanların onun olsun istiyorsun zaten çalışıyorsun, kimse girmesin araya)

  Alışveriş merkezlerinde ve marketlerde gezmeye bayılan bir insan olarak bu küçük yerde malesef internetten alışverişe sardım. Geçen kışta birkaç bebek kıyafeti almıştım sonra Denizli 'ye geldiğimde gördüm ki kat kat fazla para vermişim. Bu sene de ev eşyalarına bakmaya başladım, ev eşyalarında da moda varmış.. ''Aaa bu ne güzelmiş, ay bu neymiş?!! dediğim şeyler markette çeşit çeşit ve yine daha uygun. Urfa ' da kalırken de 1 senenin sonunda yaz geldiğinde kardeşimin dolabına bakar aynı tepkiyi verirdim. ''Aaa bu ne güzelmiş, ya bunu nerden aldın?'' Abla heryerde var ya da abla bunlar eskidi bile herkesin üzerinde.. Şaka değil!!

  Büyük parklarda gezmeye , oturmaya , kızımı eğlendirmeye bayılan biri olarak Allah tan şu göl var diyorum ama Denizli nin muhteşem parklarını hep özlüyorum.

  Arkadaşlarıyla evde değil, dışarıda güzel bir mekanda oturup sohbet etmeyi seven biri olarak burada evdeyim..

  Filmi sinemada izlemeyi seven biri olarak evde hiç film seyretmiyorum hatta son 5 yılın filmlerinin isimlerini bile bilmem. Spor salonunda spor yapmayı, kardeşimle havuza gitmeyi, Türk Sanat Müziği Derneği' ne gidip şarkı söylemeyi hatta kemanımı ilerletmeyi, eski halkdansları grubuma katılamasam da ( haftanın 5 günü çalışıyorduk ve üniv nin grubuydu) başka bir tanesine katılabilmeyi, haftasonu tırmanmayı, akrabalarımla görüşmeyi ( arada yapılan bu ziyaratler iyi geliyor) vs vs cok isterdim.

    Burada olsam hepsini yapacak mıydım? Hayır birçoğunu yapmayacak olsam bile, istediğim an yapabileceğimi bilmek işte güzel olan duygu bu değil mi? Buzdolabında dondurma yoksa canın çok ister ama geceyarısı yapacak birşey yoktur ama varsa ne zaman yediğinin önemi yoktur çünkü canın istediği an o oradadır.

  Ve burada 1 dönem ücretli öğretmenlik yaptığım öğrencilerimle bir haftasonu at çiftliğine gittik, bir başkasında Atatürk müzesine, 2 kere animasyon film izlemeye, 1 kere kent ormanına pikniğe.. Ve daha büyük organizasyon yapsam Pamukkale ye de giderdik.
Orada bekliyoruz havalar ısınsın göl kenarına pikniğe gidelim diye..



Belki sonra devam ederim çok uykum geldi

23 Ocak 2013

Bebek Diş Fırçası ve Macunu


     Anneler, kendi yapamadıklarını çocukları yapsın isterlermiş.

Diş fırçalama alışkanlığı. Kocaman bir insan olarak büyük eksiklik, istemediğim bir alışkanlık; diş fırçalamayı unutmak. Bu yüzden kızım benim gibi olmasın istiyorum.


Nuk %0 BPA Diş Fırçalamaya Alıştırma Seti 2`li 


     Harika birşey.. Hem diş kaşıyıcı hem bebeğim için diş fırçası. Biliyorsunuz; elimizde gördükleri herşeyi alıp bizim gibi kullanmak istiyorlar. Bazı oyuncakları sırf bu yüzden alınıyor. Mesela ilk telefonu..
     Ela'mın ilk dişini baya bekledik. Salya ve eline geceni ısırma haricinde bir belirti olmadığı için aylarca çıktı çıkacak ağzının içine baktık.Ve sonunda 10,5 aylıkken ilk dişimiz geldi. İlk dişimizle birlikte ilk fırçamızı da aldık.Ben fırça diyorum (aslında fırçalamaya alıştırma seti olarak geçiyor) çünkü uzun zamandır biz de gördüğü ama kendisinde olmayan bu nesneyi eline verirken;





 
    '' İşte bu da senin fırçan. '' diyerek verdim. Çok beklemişti yavrucum ilk fırçasını. Hep ''Dişin çıksın alacağım anneciğim.'' diyordum. Oysa kızım 1 tanesi hariç (sonra eklerim) hiçbir diş kaşıyıcısını kullanmadı. Ama bu ürünü dişlerini kaşımak için elinden düşürmedi. Ben sadece fırça olarak baktığımdan daha önce almak aklıma gelmemişti. Bir de diş kaşıyıcısı olarak tutmak çok basit geldi. İnce bir çubuğu tutmak , şekilli bir kaşıyıcıyı tutmaktan kolaydı.Bunu ısırmayı o kadar seviyor ki; heryerinde minicik dişlerinin izleri var. Güvenlik halkasını hiç takmadık çünkü hep çıkarıyordu.Zaten boğazına falan kaçırmadı. Ama daha küçük bebekler de kullanılmalı diye düşünüyorum. 
  İlk dişimiz geç çıktığı için henüz 6 dişimiz var. 6-15 aylık yazıyor ama kızım şuan azı diş etlerini kaşımak için hala kullanıyor. Ama fırça kısmı kıllı olmadığı için daha sonra kıllı fırça da aldım yanında yenilebilir diş macunuyla (yine bebekler için 0-2 yaş) birlikte çünkü diş yüzeyine fırça ucunun tam dokunmasını istiyordum.


Yeni aldıgım bu fırçayı henüz 2 haftadır kullanıyorum. Eline vermiyorum çünkü çok sert ısırıyor, kıllarını çekip çıkarıyor. Ben fırçalarken bir süre durup izin veriyor sonra almak istiyor o zaman da eline Nuk'u veriyorum. Macunu ise henüz açmadım.Kullanım süresi 1 aymış o yüzden daha fazla dişi çıktığı zaman açmayı düşünüyorum.


  

22 Ocak 2013

Yazım Hatalarım

Bir öğretmen olarak yazım kurallarına hiç dikkat etmeden yazdığım için önce Türkçe öğretmenlerimden sonra herkesten özür dilerim.Ama yapamıyorum:( daha doğrusu uğraşmak istemiyorum.

Geçenlerde eski mesajlarıma bakarken üniversitedeki Türkçe dersimize giren profesörümüze yazdığım mesajı gördüm. Urfa'dayken yazmışım, özensiz aynı buradaki yazılar gibi.

O ise kitap gibi bir cevap göndermiş!!

Zaten yavaş yazıyorum bikaç parmakla ''offfffffffff ne yapsam ki'' desem Şerif Hoca'm
''Sana yakışanı'' der , biliyorum.










Islak Mendiller


  Fazla konuşmaya gerek yok!
  Hepsine tek tek baktım, tüm ıslak mendillerin içeriği aynı ve siz çok iyi biliyorsunuz: Kanserojen maddelerin vucutta nasıl biriktiğini..

İlla bir anda mı etki etmesi lazım? Zamanla birer ikişer bozuyor hücrelerin yapısını
ve siz bebeginizin agzını degilde poposunu silseniz de farketmiyor!!
Deriden de geciyor; tıpkı kremlerimiz gibi



Bu içerik tüm ıslak mendillerde var, tekrar söylüyorum. ( bebekler için üretilen mendiller)
Burada uni' yi örnek verdim cünkü uni mendillerinin bir tanesi tamamen dogal. Ama ne yazık ki ben hiçbir markette bulamıyorum o çesidi!! Marketlerde hangisini çevirip arkasını okusam içerik bu.

  ingredients: demineralized aqua, coco glucosid, peg7 glyceryl cocoate, polysorbate 20, aloe barbadensis extract, tocopheryl acetate, phenoxyethanol, tetrasodium edta, citric acit,parfum

Bu uni comfort un içeriği, asagı yukarı bunlar var hepsinde.
Uni wipes' da birde sunlar var;

disodium cocoamphodiacetate, caprylic capric, triglyceride, benzoic acid, dehydroacetic acid, polyaminopropyl biguanide, ethylhexylglycerin,

''Lütfen dikkat edin'' Demek için üsenmedim yazdım.
Face' de paylastıgım yazıyı bulsaydım onu da ekleyecektim, bunların tek tek acıklaması ve zararları yazıyordu.
Ama aklımda..

Hep uni den örnek oldu ama uni mendillerin dogalını bulmak için yanlıslıkla eve alınanlar bunlar yoksa tüm diğer markaların içeriği hep bu sekilde.

UNİ BABY PURE benim aldıgım ama ne yazık ki buna da dikkat edeceksiniz çünkü bütün Pure lar aynı degil, bu resim dogal olanın içeriği



İçerir- içermez panosunun hemen altında 1 satırlık bir içerik var. Dikkat edin!!
O panonun içinde bu içeriğin acıklaması yazıyor.

 ingredients:  demineralized aqua,  coco glucosid, potassium sorbate

  Coco-Glucoside (Hindistan cevizi yağından elde edilmiş ekstra hassas temizleyici), 
  Potassium Sorbate (Gıda koruyucusu)

diğerlerinin 3 tanesi 6 lira, bu mendilin 2 tanesi 12 lira


20 Ocak 2013

Brokoli Çorbası


2-3 sefer internetten aldıgım tariflerle yaptım ama cok begenmedik, agız tadı işte.
krema kullanmak istemiyorum, tavuk bulyon almam bile..
ama illa brokoli çorbası yapmak istiyorum kızıma ee ben de öylesine yaptım ve cok begendik
evet cok sasırdım çünkü olmuyordu artık faydalı diye zorla yiyordum ama bu cok güzel oldu
bu malzemelerle ancak 2 kase ve yogun kıvamlı bir çorba oldu



                                                                    Malzemeler
                                                                  1 küçük soğan
                                                                  1 küçük havuç
                                                                  1 küçük brokoli
                                                                   tavuk suyu
                                                                  tereyağı ve zeytinyağı
                                                                  çok az tel şehriye
                                                                  deniz tuzu
                                                                   
                                                                    Yapılışı

Soganı ince doğrayıp, havucu çok ince yuvarlak yuvarlak kestim. Biraz tereyağı biraz zeytinyagında hafif soteledim sonra üzerine haslanmıs brokoliyi ekledim. Brokolinin suyunda tavugu(köy tavugu) haslayıp 3 su bardagı kadar suyunu çorbama ekledim. 10 dakika falan pişirdim. Deniz tuzunu da ekleyip kapattım. Son olarak blendırdan geçirdim.Bu kadar.. Sizin de begeneceginizi umuyorum

19 Ocak 2013

fakir katı meyve sıkacağı patladı


Asitli içecek pek içmem, hazır meyve suyu neredeyse hiç içmem.
Bazı şeyleri sevsem de yemem,bazılarını sevmesem de yerim sırf sağlık için.
Annem böyle alıştırdı daha küçücükken ;
'''Olsun kızım çok sağlıklı ye, sevmesen de ye.''' diye diye sonuç bu
ve iyi ki de bu..

O yüzden katı meyve sıkacağı aldım, evde yapılan içecekler tarifli bir kitap da aldım.

Ne yazık ki daha önce hiç meyve sıkacağı kullanmadığım için posa diye meyvenin 4te 3 ünün atıldığını tahmin edemedim. 3-5 sefer kullandım ve kaldırdım zaten 2 bardak için 6 parca yıkamak ve özellikle o bıçak kısmını dakikalarca ovmak beni sinir ediyordu.

2 ay önce tekrar kaldırdıgım yerden indirene kadar..
Kızım dogdugundan beri sesli makineleri sever.
İlk sevdiği tahmin edersiniz sac kurutma makinesi, bebekken cok ağladıgında bikaç sefer onunla uyutmuştum.
Sonra elektrik süpürgesi, çamaşır makinesi...

İshal olan kızıma hemşire ''Havuç suyu içir iyi gelir'' dedi. '' Hadi annecim bak havucların suyu nasıl çıkıyormuuuşşş?..'' Ela'm annemin kucagında ben 2. havucu aldım elime( bölünmüş) attım makineye..

Derken bir gümleme!!
Resmen gümledi, cok yüksek bir sesle.
Ne oldugunu anlayamamıstım daha ki makinenin üst kısmı yoktu!!
Nasıl dagıldıgını göremedim bile..
Gümlemeyle birlikte koca makinenin yarısı parçalanmış ve mutfağın heryerine dağılmış,
bıçağı da dahil!!!

Annem Ela'yı susturmaya calısırken ben ne oldugunu anlamaya calısıyordum.
Anlayamadım..
Hala!!

2. havuçtu daha,
tüm parcaları dogru takmıstım çünkü doğru takılmazsa kapanmıyor ve her parca yerine oturdugunda çıt sesi geliyor.
Başka ne olabilir?!!

Hiçbir sebep olamaz, bunun hiçbir sebebi olamaz.
Mutfağımda patlamak için ve etrafa ince sivri metal parcalarını, keskin bıçaklarını fırlatmak için bekleyen bir bombanın hiçbir açıklaması olamaz.

Allah'a şükür birimize bir parça gelmedi. Yaa kızım oradaydı ve etrafa keskin sivri büyüklü küçüklü birsürü parça dağıldı. Bunun hesabını kim verecekti??

Fakir müşteri hizmetlerindeki kadın telefonda ''Olabilir hanımefendi tv larda patlayabilir'' dedi.
Bir baskası (adam) parcalanan ürünü göndermemi yenisini göndereceklerini söyledi.
Çok tesekkür ederim yaa sağolun!!
Ben bir daha meyve sıkacağı çalıştırabilir miyim acaba???








DOĞUM SANCISIndan KORKMA!


yaklaşık 1 sene önce bir anne-bebek sayfasına yazdıgım dogum hikayem

Hayatımda yasadıgım en güzel seydi,ilk defa birşeyi bu kadar cok tekrar yasamak istedim.
 Ve hayatımın en güzel sürprizi oldu.. Hamileliği hiç düşünemeyecegimiz bi zamandı çünkü ben Urfa da görev yaparken eşim Ankara daydı.Üstelik henüz evimiz bile yoktu..

.Çok rahat ve cook heyecanlı gecen hamileliğimin38. haftasından itibaren arada hafif hafif sancım oluyordu. O kadar heyecanlıydık ki, sancı geldiğinde annemle geliyo geliyo diye gülüşüyorduk ama o gün devamı gelmeyince
 ''' anne yaaaa, 38 den itibaren hazır olurdu haniii'''
 Annem herseferinde zamanı var demekk ki kızım diye baslıyordu.

 Hamileliğim boyunca hep aynı duayı ettim
'''Allahım bana zamanında,mutlu,saglıklı bir normal dogum nasip et''''

Hani Askı Memnu diziisnde Bihter 'in kardesi nasıl doguma gitti,
 ''' Göreceksiniz gülümseyerek gidecegim'' diyordum,cogu yakın arkadasımın anlattıgının aksine inanarak..

40.haftanın son günü, yani hesaplardaki dogum günü,sabah 7'de hafif bi sancıyla uyandım.
Aslında ben sancı demek istemiyorum çünkü sancı acı veren hatta cok acı veren birseydir degil mi? Acı vermeyi bırakın tatlı tatlı aniden esip giden bi rüzgar gibiydi..
Hiçbirseyiniz yokken aniden baslıyor ve biraz sürüp aniden bitiyordu. Saat 10 a kadar sıcacık yatagımda bi uyudum bi uyandım. O sıcaklık sancıyla birlikte o kadar tatlı geliyordu ki..
Bi ara ''aşkım galiba 15 dakikada bir sancım geliyor'' dedim, ''Hadi yaa..'' dedi uyudu:) Çünkü 2 haftadır artık dalga gecmeye baslamıstım..'' geldi.. gitti''
Kahvaltıdan sonra hafif rüzgarlarım 15dakikada bir eserken ben cizgifilm seyrediyordum. Annemin ısrarıyla hastaneye gittik,iltihap olmus, antibiyotik verip gönderdiler.Sabah tekrar ---kontrole---- gidecektik.
Gece sancı falan yoktu.

 Ertesi gün yani 41.haftanın ilk günü,yine bi 3saat yatakta aynı sekilde gecti.Öğleye dogru hastaneye gittik,bana göre sadece kontrole
,doktor ''Bu gece,en gec yarın'' dediğinde gercekten şok oldum.. nasıl yaaa.. ne zaman???????
 Kendi hastanemizin yolunu tutarken eşim rüzgarlarımın dakikasını tutuyordu, 6 dakikada bir..
 Kitaplarda gittikce şiddetlenecegi yazıyordu ama??
 Ben sancılar cok hafif oldugundan geri gönderirler diye düsünüyordum.Eşimle sürekli birbirimize bakıp gülümsüyorduk:)
Evet tıpkı söylediğim gibi...

Doktorumuz sezeryana gitmiş, hamilelerin yanında 1 saat bekledik, kimse anlamadı annemin yanındaki kadın hariç:)

'''Oooo Emel, doğumu baslatmıs gelmişsin, 4 cm''''
 (saat 14:30)

 Neeeeeeee...

.İkinci şaşkınlık.. yok artık... Hemen odamıza cıktık, bos oda kalmamıs sadece annemle beni 1saatliğine baska bir odaya alacaklarını söylediklerinde baya canımız sıkıldı.
Girerken hiç dikkat etmemişim meger dogum odasının yanındaki odaya gitmişiz ancak cığlık seslerini duyunca anladım,

''Anneeee...'''...

 '''Korkma kızım'''

bikac dakika ancak gecti ve arkasından bebegin sesiyle ikimizde sırıtıyorduk :)
 Bu sekilde 2 dogum dinledim.Dogumum kesinlesince annem esimden bavulumuzu almaya gitti

.'''Anne bavulu nerden aldın?'''...'''Koridorun sonunda girdigimiz büyük kapı var ya,Dogumhane yazıyordu,dısarıdan acılmıyor,Cihan orada bekliyomus'''...

'''Ben gidiyorum'''..

Elimde suni sancım,üzerimde ameliyet kıyafeti, kocaman karnımla dogum odasının koridorunda kosar gibi yürürken kapının diğer tarafından saskınlıkla bana bakanlar cok komik görünüyordu.

Eşimin saskınlığı sımarık sımarık sırıttığımı görünce gecti.

'''Kactın mı seeen'''..
 '''Kactım'''...
'''Sancın yok mu askım'''...
''' Vaaar''

' Sonra zaten odamıza gectik,benm rahatlığımdan dolayı herkes o kadar rahattı ki eşim elinde yatagın kumandası beni sekilden sekle sokuyor,gülüşüyorduk.

Nst de sayı yükselmeye baslayınca

'''Askım geliyoooo..'''diyordu
'''Hadi yaa ben hissetmiyorum:)'' Evet sancı yokken normal yatıyorsunuz sonra aniden geliyor ha bu arada diğer odada güçlü bir ağrı kesici vurdular.

'Zaman nasıl gecti anlamadım saat 18:00 , 6cm olmus. Ondan sonrası daha hızlı gecti, rüzgarlarım tabii ki şiddetlendi ama dayanılmaz degildi,
 yatagımın kenarını sıkıca tutup okudugum tüm nefes tekniklerini uyguluyordum, sancı aralarında yürüyüş sanki şiddetini geri cekiyordu cok rahatlıyordum.
 Sancı araları o kadar tatlı geliyordu ki biraz uyusam diye bakıyordum. ( Dogum sırasında bunu yaptım ama , bir tatlı dalmısım ama doktorum uyandırdı:)

En şiddetli sancımda'''oooo askım bu cok fena geldi'''demiştim burusuk suratımla zaten o da 10 cm e ulasmıs:)

İnanın zaman o kadar hızlı geciyor ki sanki 10 dakikada bir geliyorlardı,8cm,9cm ve 10 cm, ben herseferinde cm lerin artmasına sasırıyordum.
 Doktorumuz hemen dogum odasına gecmeyecegimizi, biraz yatagımda ıkınmam gerektiğini söyledi, anlattı, bikac deneme yaptık ve tekrar gelecegini söyleyip gitti..
Sancı geliyordu ama ıkınmaya baslayınca hiç hissedilmiyordu, bu bana cok ilginç geldi. Büyük Allah'ım ne güzel ayarlamıs, o kadar güçlü ıkınmanız gerekiyor ki ; ikisine birden dayanılmazdı heralde... yani 10 cm den sonra artık sancı yok. sancının basladıgını hissettiğiniz anda ıkınmaya başlamanızla sancı kesiliyor,size tüm gücünüzle ıkınmak kalıyor..
Sadece yatıp ıkınmak

.Ahhh keske o dogum videolarını izlemeseydim....

 Birtürlü yapamadım:( korkuyordum..

10 dakika gecmedi, doktorum geldi.

 ''Hiç ilerleme yok Emel''
''' Korkuyorum''

Evet korkuyordum, izlediklerim gözümün önüne geliyordu, o kocaman kafanın çıkışı, annenin cıglıkları, o çığlıklar cok cok acıtıyordu sanki, o yırtılmalar,kanlar offf niye böyle oldum ,..

 ''Hadi beraber yapalım'''

 Doktorumla daha rahattım, daha uzun ıkınabildim, onu dinlerken baska birsey düsünmeye fırsatım olmadı ve bikac ıkınmadan sonra dogum odasına gectik.
 Ama tam cıkacagını hissederken yine nefesim kesilmeye basladı, korkuyordum. Yapamayacagımı düşünmeye baslamıstım.

 Şimdi diyorum ki; bilseydim bebek cıkarken hiç acımadıgını hatta vucudunun cok tatlı kayıverdiğini, bebegin eşini doktor cıkarırken hiç hissedilmediğini,kesinin ve dikişlerin hiç hissedilmedigini

son ıkınmamda yaptıgımı ilk ıkınmamda yapar, öyle güçlü ıkınırdım ki o kadar uzun beklememe gerek kalmazdı..

(Son ıkınmamda doktorum''Emel bunu kacırma,cıkmak üzere'' dedi ve yine nefesimin kesilecegini anladı ki

 '''Tekrar nefes al Emel devam et''

Cok hızlı nefes alıp devam ettim

 ''Hadi Emel devam et,az kaldı''

sonra tekrar nefes alıp yine tüm gücümle devam ettim.)

 Saat 20:20 de Ela' m bana, ben ona şaşkınlık ve mutlulukla bakıyorduk:)

Dogumdan sonra 20dk daha esin cıkması ve dikişler için bakledim,işte o zamanlar gecmek bilmedi.
Doktorum'''Emel o kadar dogum yaptın,simdi duramıyorsun'''

Sürekli ne zaman bitecegini,sıkıldıgımı söyleyip duruyordum.
O da o an ne yaptıgını anlatıyordu.
sonunda ''bitti'' dediğinde gercekten cok mutlu olmustum.

Sonradan esim dedi k
i''' Dogumhaneden cıkan perişan bi halde dagılmıs,suratı cok fena cıkıyordu,ben de hep seni düşünüyordum ama seni cıkardılar bi baktım sen gayet canlısın ve hala sırıtıyorsun'''

 Farkettim ki hamileliğim boyunca dogum aklıma geldiğinde hep bebegim kucagımda halim aklıma geldi ve hep mutlu oldum,dogururken gözümün önüne hiç getirmedim ama hiç,
 bunu bilerek yaptım zaten korkuyordum daha fazla korkmamak için.

Sonra birgün kanser hastası olan ve 4 kez kemoterapiye baslayan bi akrabamızı ziyarete gittik(7.ayımda).. sacları kısacıktı, bana torba torba ilaclarını gösterdi.40lı yaslardaydı ve evlenmemişti,işini bırakmıs Ankara ya kardesinin yanına gelmişti,annesi de ona bakmaya..

 O gece yatagımda uzun süre agladım...

 Ben neden korkuyordum ki, daha ne istiyordum?

Benim acım bi süre olup gececekti üstelik sonunda bebegim olacaktı..
O ise yıllardır o tedavinin acısına katlanıyordu ve sonunda ne olacagı belli degil..
O onlarca kanser ilacı kullanırken ben vitamin, balk yagı falan alıyordum.
Onun annesi perisan olmus yıllardır üzüntüden,kızının yanına ona bakmaya gelmiş,benim annem mutluluktan ucuyor..
O herseyini bırakmak zorunda kalmıs (İstanbul da cok yüksek maaslı güzel bir iş ki her yıl bi ülkeyi gezerdi, harika bir ev, arkadaşlar) bi bekar evine yerlesmiş tüm hayatı o kücücük oda ve hastane olmus,
benimse hayatımdaki hersey hayalimdeki gibiyken,

o hala umutlu ve gülüyorken, ben neden korkuyordum???


Hamileyken çok istediğim halde doktorum epidural yapmadı. İyi ki yapmamıs da o muhtesem olayın her anını hissetmişim.

Kesinlikle bir insanın yaşayabileceği doğa üstü muhteşem güzel bir olay, bir mucize.. Size yemin ediyorum doğumdan sonra 2 hafta hayalini kurdum doğum anımın Allahım ne kadar güzeldi keşke daha cesur ve farkına vararak bir daha yaşasam diye.. Allah sağlık verdikten sonra sancısıymış, acısıymış, ay nasıl olacakmış, öbürünün çok canı yanmış diye düşüne düşüne kendinizi bu güzellikten mahrum etmeyin. Ancak bir kaç kere yaşayabileceğiniz bu mucizenin tadını çıkarın. Bir kadın dergisinde 5. çocugunu dünyaya getiren ünlü bir bayan ''O kadar muhteşem bir şey ki doğurmaya doyamıyorum'' demiş. Onu çok ii anlıyorum. Ve ben daha üniversitedeyken sokakta bebeğiyle gördüğüm genç bir bayana doğumdan çok korktuğumu söylediğimde ''Yooo asla korkma aksine o kadar güzel ki, inan bana yaşayacagın en güzel şey olacak eğer korkmazsan.'' Tarzında uzun uzun anlattı kendi doğumunu. Demek ki varmış...


(O akrabamız vefat etti ,Allah rahmet etsin)

16 Ocak 2013

kızımın saç bantları

Denizli'mm...
Bir zamanlar sıkıldığım, şimdi özlediğim şehir.
Neyse bu konu uzun sonra gireriz belki, şimdi hiç dalıp dalıp gidecek, ''Ahh keske'' diyecek havamda değilim.
Heryerini dolaştım şu tokaları bulamadım!
''Bari kendim yapayım beceririm herhalde'' dedim,
kurdale bile bulamadım
Hayret!!
Yok, güzelim Denizli'mde desenli, süslü bir kurdale yok.

Sonra internette buldum daha basitlerini indirimle 25-30tl ye(cok ucuz dedim almayayım bari)
En iyisi düz kurdalelerle yapayım 
derken,
face' de buldum 3te 1 fiyatına!!
Ve sonuc işte gördüğünüz gibi her begendiğimi aldım.
Harikalar değil mii??

Tabii ki kızıma :)

Aklıma gelmişken Denizli' de tütü dediğimde suratıma öyle şaşkın şaşkın bakan bebek magazası sahipleri...
Ben size hala şaşırıyorum!
Hala inanamıyorum!
Bebek gelinliği satıyorsunuz, tütü nedir bilmiyorsunuz!!!
Onu da kendim yaptım, bi ara nasıl yaptıgımı anlatırım cok basit ve maliyeti 3-4 tl.

13 Ocak 2013

Nasıl bir başlangıç??

Bilemiyorum..

Kendimi mi tanıtayım?? Ela'mı mı?
   Bence zamanla...
İkimizin dünyasında; bizimle ilgili, anne-bebekle ilgili, yemekle ve yememekle ilgili, gezme-tozma, alışveriş, kitaplar, hobilerimiz
  ve tüm yaptıklarımız ya da yapmak istediklerimiz,

yapamadıklarımız:(
annem,ben ve kızım..
3 kız:)

Severim yazmayı, çocuklugumdan beri
Nedenini bilmiyorum ama cok severim ama okunası olup olmadıgını hiç ögrenemedim.Zaten hepsini sonradan yırttım.
İşte şimdi yeniden başlıyorum..


bakalım sonra ne olacak??