Translate

14 Ekim 2013

Hüzün





İlk sayfalardan itibaren dikkatimi çeken bu kitabı okuyacak enerjiyi evde bulamayınca okulda uzun teneffüslerde okuyup bitirdim. Yine başarılı bir kadının hayat mücadelesini ve cesaretini okumak hoşuma gitti. Okuduklarımın gerçekten yaşanmış olması merakımı ikiye katladı. 

Ayrıca 70 li yılların Türkiye 'sini ve olaylarını aralarda özet halinde vermesi de sıkmadan verilen bir yakın tarih dersi gibiydi. Öyle cümleler vardı ki kendime yakın bulduğum dönüp dönüp okumak istedim. 

Bir insan neden kendisine kötülüğün alasını yapan insanlara karşı hala saygısını korur. Bu kişiliğin altında iyi yürekli olmak mı vardır yoksa saygının s sini hak etmeyenlerin karşısında yüreksiz olup ezilmek mi? Bunu kendime çok sordum gerçekten. Yazar kendisine iftiranın en çirkinini atan hatta bunu parayla tuttuğu şahitlerle duyuran eski kaynanasına karşı nasıl oluyor da elinden düşürdüğü kağıdı ''Elimden atarak saygısızlık yaptığımı düşünmesin diye geri aldım.'' diye alıyor. 

Bu gelin-kaynana ilişkileri genelde böyle sanırım. Biri arsız, biri sessiz. Sessiz olan '' Aman olay çıkarmayayım, geçer bu günler anlar nasılsa. Ben iyi olayım o da görür günün birinde iyiliğimi. '' dedikçe Arsız olan  '' Aman bu da pek salak, hiç sesi çıkmıyor. Ben buna yapabildiğim kötülüğü yapayım,iftirayı atayım. Bu böyle boynunu büktükçe tepesine çıkayım, ezeyim de ezeyim. '' diyor. Ve ben anladım ki ikisi de kişilik meselesi. Ne sessiz olan değiştirebiliyor kendini ne arsız olan yeter bu kadar ettiğim diyor. Arsız olan hiç susmuyor, bağırıyor çağırıyor, yalan söylüyor, beddua ediyor, dedikodu ediyor, iftira ediyor... Sessiz olan bekliyor, bekliyor, bekliyor, güzelce anlatmaya, açıklamaya çalışıyor, üzülüyor, ağlıyor, susuyor. Sessiz olan artık anlasa da ''Keşke ben de şunu deseydim, bunu yapmasına izin vermeseydim, o benim yapmadıklarımı utanmadan herkese anlatırken ben onun neler yaptığını anlatabilseydim. '' dese de karakterini değiştiremiyor. Arsızın yaptığı gibi sokaklarda bağırmak istiyor. '' Siz hiçbir şey bilmiyorsunuz, hep suratıma gülüp arkamdan konuştunuz. Ben söylemedim onun söylediklerini. Ben yapmadım onun size anlattıklarını. '' diye haykırmak istiyor arsızın dostlarına. Arsızın yaptığı gibi küfredemese de '' O utanmaz, yalancı kadın, büyüktür diye sustuğum o Arsız kadın size hep benimle alakası olmayan şeyler anlattı. Siz bir kere bile bana sormadan inandınız. Benden en ufak bir taşkınlık görmediğiniz halde, somurtmayı bile beceremeyen suratımı bildiğiniz halde ona inandınız.'' demek ister ama yapamaz. 

Çok bekledim Ayşe Kulin in böyle bir sonla beni rahatlatmasını. Benim yapamadığımı yapmasını ve haykırmasını. Yapmadı ama aslında daha da güzelini yapmış. Kitabını yazarak tüm dünyaya anlatmış. Kocasının ve kaynanasının nasıl insan olduklarını :) Yine de insan sinir oluyor ve düşünüyor hep düşünüyor. Bir insan niye bu kadar hakarete ve kötülüğe izin verir? Neden değerini bu kadar düşürmelerine ve ezmelerine izin verir? Neden sokar hayatına böyle insanları? Diğerleri yanına yaklaşamazken neden böylelerine kullandırır kendini? Neden psikolojisi bozuk, kişiliksiz insanların elinde oyuncak eder kendini? 

''Neden?''lerim o kadar çok ki? Bir tane mantıklı cevabım yok. 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder