Translate

13 Temmuz 2013

Köyümüzdeki Çiftlik



Bizim köyün hemen altına önceki senelerde yapılan çiftliğe gitme şansım oldu. Benim hayvanları çok seven minik kelebeğimin keçileri uzaktan görmesi ona yetti. Hepimizden önce koşmaya başladı. İlk dikkatimi çeken keçilerin uzun kulakları oldu,hiç öylesini görmemiştim. Meğer onlar Halep Keçi siymiş. Bu resimdeki yapı keçilerin kaldığı yer. Toplam 359 keçi varmış.

Kızımla ne kadar sevmek istesek de keçiler kendilerine yaklaştırmadı. Sonra keçilerin bahçesiyle araya set gerilmiş evin bahçesine bir araba girdi. Arabadan zayıf, sarı saçlı, üzerinde bahçivan tulumu olan bir bayan indi. Ben merak ve şaşkınlıkla O nu izlerken O arabanın bagajını açıp elindeki orakla bagajdaki otları keçilerin olduğu bahçeye atmaya başladı. 



Keçiler o yöne doğru koşmaya başlıyor. Meğer buradaki keçilerin hepsi yavruymuş, anneleri çobanla birlikte otlamaya gitmiş. Bunu daha sonra Ümit Hanım söylüyor. Ve daha birçok soru soruyorum mesela yavruların hepsi büyük, aralarında hiç yeni doğmuş yok. Urfa da bi ailenin de koyunları vardı, yavruları hep büyüklü küçüklüydü. ''Onu ayarladık'' diyor Ümit Hanım ''Geçen sene 6 ay boyunca yavruladılar çok zorlandık.Bu yüzden hepsini Şubat ayına denk getirmeye çalıştık.''diye devam ediyor. Vay be demek bu da ayarlanabiliyormuş diyorum kendime. Otları da bizim köyden bıçıyormuş. ''Hem hayvanlarıma yem oluyor hem de milletin evinin, bahçesinin önü temizleniyor.'' derken Sıtkı diye keçinin birini çağırıyor. Keçi gelip kendini sevdiriyor. Sonra diğerlerine göre biraz küçük olana sesleniyor yine ismiyle. Kucaklıyor ve bu sefer bize sevdiriyor. Özellikle Ela'ya.



3-5 tanesini daha ismiyle çağırınca dayanamayıp soruyorum. ''Bunların hep ismi mi var?'' ''Çoğunun, bunlar beni annesi yerine sevenler. Bazı annelerin birkaç tane yavrusu oldu sütü hepsine yetmiyordu. Bazı anneler ise yavrularını dışlıyor. Ben de aç kalanlara biberonla süt içirdim kucağımda. Şimdi anneleri gelince herkes annesinin yanına gider. Onlar da benim etrafımda toplanır.'' diyor ve gülümsüyor. 

Geldiğimden beri topallayarak yürüyen bir tanesini gösteriyorum. Eşine sesleniyor; ''Ben baktım,bir şey yok ama bir de sen bak.'' Adam keçiyi seviyor, okşuyor, bacağını inceliyor ve ''İlgi mi istiyorsun sen bakayım hı? Hiçbir şey yok bacağında, hadi yürü.'' diyor. Ve keçi bizim şaşkın bakışlarımız üzerinde topallamadan yürüyüp gidiyor. 


Bizimkiler muhabbete devam ederken bir bakıyorum daha 10 dakika önce bizden kaçan keçiler şimdi hiç kaçmıyorlar. Hatta bazıları eminim kendini sevdirmek için olduğuna bacaklarıma dolanıp pantalonumu çekiştirmeye, ayaklarımı yalamaya başladılar. Ben de rahatça sevdim, bi ara yere oturmuştum, aralarına. Çok ilginç değil mi? Sahiplerini yanımızda görünce yabancı olmaktan çıktık.





Bir keçi isteyerek yanak yanağa poz verir mi ? Verirmiş yaa verirmiş. Sevgi dili her canlıda aynıymış. Onu severken ''Hadi yanak yanağa fotoğraf çekmek istiyorum.'' dedim ve ona yaklaştım, o da durdu.




''Kaç sene oldu burası yapılalı?'' diyorum,henüz 2 sene olmuş. ''Evinizi çok güzel yaptırmışsınız.''dediğimde de uzun bir ahh çekiyor ve ancak yatmadan yatmaya girebildiğini söylüyor. Diğer ev de sanırım çalışanlar için. Bunu sormuyorum:) 

Şaşkınlık üstüne şaşkınlık yaşıyorum burada. Mesela bir önceki gün hepsi banyo yapmış. Ve traş edilmiş üstelik Ümit Hanım da yapmış. ''Anneleri karşılamaya gitmeden önce şu peynirlere bakmalıyım'' diyor, ( anneleri hergün köye kadar yürüyüp karşılıyormuş. Ana yoldan geçmeleri için diye düşünüyorum.)ben de arkasına takılıyorum. İçeride doğal keçi peyniri olduğu kesin ve eğer satıyorsa bunu kaçırmamalıyım. Tahmin ettiğim gibi %100 doğal ve Denizli'ye satıyormuş. Ela'ya hangi peyniri aldıysam yediremediğimden bahsedince bana başka bir peynir çıkarıyor derin dondurucadan. ''Bunun fiyatı 2 katı çünkü bunu yaptıktan sonra kaynatıyorum ve ağırlığı neredeyse yarı yarıya düşüyor'' derken bir parça kesip Ela için veriyor. Hayret Ela peynire ağzını açıyor ve yiyor. Üstelik ''Bıdaa, bıdaa'' diye elimdekini gösteriyor. Parça parça elimdeki bitiyor. Ben de bakıyorum tadına, nefis. Hiç beklediğim gibi değil hem kaşara hem keçi peynirine benziyor. Hayretle diğer keçi peynirleri gibi kokmadığının söylüyorum. ''Eee tabi, görmedin mi nasıl temizler? Hem pisliklerinin üzerine yatmıyor onlar. Altlarında ızgara var, aşağı dökülüyor. '' 1 kilo kaynatılmış olandan Ela ya, 1 kilo da kaynamamış olanda bizim için alıyorum. 45 tl veriyorum. Normal çünkü marketteki parmesan bile daha fazlaydı.



Kendisini gördüğümden beri merak ettiğim sorunun etrafında dolaşıyorum sürekli. '' Kaç senedir bu işi yapıyorsunuz?'' diyorum''Burasıyla birlikte başladık yani 2 sene oldu.'' İçimden nasıl yanii derken dışımdan ''Daha önce?'' diye soruyorum. ''Ben kuaförüm, eşim de tekstil müdürüydü. İkimizde emekli olmuştuk ve buradayız işte.'' yoo daha bitmedi, kaç kişi emekli olup keçi çiftliği kurar ve kaç şehirli bayan bu şekilde çalışır. Yanlış anlaşılmak istemem burada. Demek istediğim başka bir meslekte şehir merkezinde çalışmış ve emekli olmuş kaç bayanın hayalidir bu? Söylediğini tekrarlıyorum. 
''Emekli olup, keçi çiftliği mi açmaya karar verdiniz?'' 
''Aslında eşim karar verdi, ben hiç istemedim.''diyor sonunda. ''Çok zor, hiç boşluk yok. Hasta olmak bile lüks bizim için. Tatil yok, sosyal hayat yok.'' derken ''Peki özlemiyor musunuz?'' diyorum. '' Özlemez olur muyum? En çok da torunumu, burada olmak için 20-25 yaşında olmak lazım.'' Yılın 2 ayında tatil yaptığını, 10 ay aralıksız çalıştığını ekliyor ve yoruldum artık diyor. Susuyorum.

İçimden susamıyorum. Bravo gerçekten. Torun sahibi olmuş ama nasıl çalışıyor üstelik sevdiği çok belli. Çünkü çok uğraşıyor, çünkü yapması gerekenden fazlasını yapıyor, çünkü keçilerle konuşuyor, onlara isim veriyor, annelik yapıyor. Eşini de çok sevdiği belli, eşinin hayalini başlangıçta istemese de, çok yorucu olsa da onunla yaşıyor. 




2 yorum:

  1. Merhaba
    yazınızı büyük bir zevkle okudum resimlerede bayıldım :) ayrıca benim 6 yaşındaki kızımında adı ela :D ne hoş bir tesadüf takipciniz olmaya karar verdim ve sizide beklerim :)))
    sevgiler

    YanıtlaSil
  2. Beğendiğinize çok sevindim:) evet güzel tesadüf.. sevgiler

    YanıtlaSil