Translate

29 Ocak 2013

Öğretmenlik!!!


 Bugün kızımla küçük bir alışaveriş merkezinde gezerken bi ara kötü hissettim kendimi. Yaşamak istemediğim aslında hiç hayal etmediğim bir yerde yaşıyorum. Oldum olası küçük yerleşim birimlerini sevmem.  Çocukluğumda babam haftasonu köye gitmekten bahsettiğinde sıkılırdım.

  Önce Urfa.. Urfa' nın en uzak ilçesinin en uzak köyü.. 2 yıl...
  Kendimi kandırmaya çalışırdım, akşam ilçeden köyüme giderken küçük küçük yanyana gibi duran onlarca köy ışıgına bakar; '' Büyük bi şehrin ucunda yaşıyorsun say'' derdim.

  Tıpkı bir kutuya kapatılmış gibiydim. Kutunun üstü mavi , diğer yanları kahverengiye boyanmış. Bi tarafım köy, bi tarafım tarla, bi tarafım mezarlık... Okul ve lojman bitişik binada, kapımı açıyorum, 10-15 adım okula giriyorum. Sonra tekrar eve dön. Tek öğretmenli okul!! Ne kadar insan tanısan senin gibi değiller, muhabbet bi yere kadar. Araç yok, yollar kötü. Hem ilçeye gitsen pek fark yok, köyün biraz büyüğü..  En büyük zevk markette dolaşmak, kuaföre gitmek :)

  Ne günlerdi yaa.. Allah' tan çocukları seviyorum.

  Şimdi...

 Farklar:   Daha büyük bir okul, daha çok arkadaş ( güzel )
                Daha büyük bir ev ve sevdiğim eşyalar ( bu da güzel)
                Dilimi konuşan, benden çok farklı olmayan insanlar ( tabii ki güzel)
                Gölün dışında gidecek bir yer olmasa da en azından sokakları:) caddeleri olan yani çıktıgımda yürüyebileceğim bir yer..

Benzerlikler: En büyük keyfim yine market(soğuk havalarda) ve internet
                   (Kuaför yok yaa var da yok)
                   Merkeze çook uzakk..
                 
  Ama bütün bunlar bugün kendimi kötü hissetmemi engelleyemedi ne yazık ki..  Sürekli şikayet eden, isyan eden bir insan değilim ama istemediğin bir yerde yaşamak zorunda olmak zamanla insanı yoruyor. Zamanla insan daha çok sıkılıyor. Özellikle ailenden uzak olmak ne yazık ki çalışırken tatili düşündürüyor.

  Ve hep evde oturmak.. Havalar ısınsa da göl kenarına gitsek diye bütün kış evde oturmak.

 (Ha ev gezmelerini hiç sevmem, oldum olası sevmem. Öyle çok arkadaşım da yoktur benim. Biriyle saatlerce hoş muhabbet etmek için zaman gerekiyor ama zamandan önce kafa yapında insan gerekiyor. Bir de küçük bebeğin varsa bütün zamanların onun olsun istiyorsun zaten çalışıyorsun, kimse girmesin araya)

  Alışveriş merkezlerinde ve marketlerde gezmeye bayılan bir insan olarak bu küçük yerde malesef internetten alışverişe sardım. Geçen kışta birkaç bebek kıyafeti almıştım sonra Denizli 'ye geldiğimde gördüm ki kat kat fazla para vermişim. Bu sene de ev eşyalarına bakmaya başladım, ev eşyalarında da moda varmış.. ''Aaa bu ne güzelmiş, ay bu neymiş?!! dediğim şeyler markette çeşit çeşit ve yine daha uygun. Urfa ' da kalırken de 1 senenin sonunda yaz geldiğinde kardeşimin dolabına bakar aynı tepkiyi verirdim. ''Aaa bu ne güzelmiş, ya bunu nerden aldın?'' Abla heryerde var ya da abla bunlar eskidi bile herkesin üzerinde.. Şaka değil!!

  Büyük parklarda gezmeye , oturmaya , kızımı eğlendirmeye bayılan biri olarak Allah tan şu göl var diyorum ama Denizli nin muhteşem parklarını hep özlüyorum.

  Arkadaşlarıyla evde değil, dışarıda güzel bir mekanda oturup sohbet etmeyi seven biri olarak burada evdeyim..

  Filmi sinemada izlemeyi seven biri olarak evde hiç film seyretmiyorum hatta son 5 yılın filmlerinin isimlerini bile bilmem. Spor salonunda spor yapmayı, kardeşimle havuza gitmeyi, Türk Sanat Müziği Derneği' ne gidip şarkı söylemeyi hatta kemanımı ilerletmeyi, eski halkdansları grubuma katılamasam da ( haftanın 5 günü çalışıyorduk ve üniv nin grubuydu) başka bir tanesine katılabilmeyi, haftasonu tırmanmayı, akrabalarımla görüşmeyi ( arada yapılan bu ziyaratler iyi geliyor) vs vs cok isterdim.

    Burada olsam hepsini yapacak mıydım? Hayır birçoğunu yapmayacak olsam bile, istediğim an yapabileceğimi bilmek işte güzel olan duygu bu değil mi? Buzdolabında dondurma yoksa canın çok ister ama geceyarısı yapacak birşey yoktur ama varsa ne zaman yediğinin önemi yoktur çünkü canın istediği an o oradadır.

  Ve burada 1 dönem ücretli öğretmenlik yaptığım öğrencilerimle bir haftasonu at çiftliğine gittik, bir başkasında Atatürk müzesine, 2 kere animasyon film izlemeye, 1 kere kent ormanına pikniğe.. Ve daha büyük organizasyon yapsam Pamukkale ye de giderdik.
Orada bekliyoruz havalar ısınsın göl kenarına pikniğe gidelim diye..



Belki sonra devam ederim çok uykum geldi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder